ANKARA DA FAALİYET GÖSTEREN ÇOCUK TİYATROLARI İÇİN BİR SONUÇ BİLDİRGESİ

1995-2010 yılları arasında Ankara’da faaliyet gösteren ödenekli ve ödeneksiz çocuk tiyatrolarının ele aldığım bu çalışmamda çocuk tiyatrosu uygulamaları içinde bulunan 15 tiyatro grubunun çalışmaları incelenmiştir. 15 topluluğun 294 farklı çocuk oyunu sergilediği; bu oyunların 165’inin gurupların kendi yazdıkları, 15’i yazarlardan telif ödenerek alınıp sergiledikleri eser olup, geriye kalan 114 eser ise klasik masal uyarlamalarından oluşmaktadır. Yine aynı dönemler arasında sergilenen oyunlarda yaklaşık 650 oyuncu bu oyunlarda görev almıştır. Gruplar tarafından oyuncuların önemli bir bölümü stajyer oyuncu olarak adlandırılmıştır. Oyun sergileme yerleri açısından irdelediğimizde, topluluklar iki farklı görüş öne sürmüşlerdir. Sahnesi olan topluluklar tiyatro oyununun salonda sergilenmesi gerektiğini vurgularken, salonu olmayan gruplar okul salonunda sergilemenin yararlı olacağını savunmuşlardır. Seçimlerin bilimsel ve sanatsal verilere dayanmayıp sadece gündelik ihtiyaçlarca belirlendiği açıktır. Toplulukların çocuk tiyatrosuna bakış açısı ve nasıl bir çocuk tiyatrosu sorusuna verdikleri cevaplar genel olarak, eğlendirirken eğitmek sözü gibi bir klişe ile sınırlı kalmıştır. Çoğu topluluk çocukları eğitmek konusunda ısrarcı ve iddialıdır. Çocuk tiyatrosunun Türkiye’de bugünkü görünümü nedir? dediğimizde ortaya çıkan durumu şöyle açıklayabiliriz:Son on yılda çocuk tiyatrosu alanında yeni bir hareketlenme olduğu gözlenmektedir.Özellikle 1990’lı yılların başından bu yana ödeneksiz tiyatrolara ait çocuk tiyatrosu etkinliklerinin hızla arttığı gözlemlenmektedir. Bu alandaki sektörel artış ve istihdam alanı yaratılması bir seri üretimi de beraberinde getirmiştir. Bugün için çocuk tiyatrosu geleceği olan bir iş alanı gibi görülmektedir. Son yirmi yıl içinde çocuk tiyatrosu, bir yandan geleceği olan bir iş alanı olarak görülürken bir yandan da kolay, özen gösterilmesi gerekmeyen, kolay yapılan bir iş! gibi algılanmış bu nedenle de alanda sanatsal anlamda ilerleme yaşanacağına tam tersi bir gelişme söz konusu olmuştur. Oyunların çoğunda bir ‘hazır kalıp’ın tekrarlandığı gözlemlenmektedir; stilize edilmiş, yalıtılmış, idealize edilmiş, basitleştirilmiş bir kurmaca dünya içerisinde oldukça basit mesajların yinelendiği bir dramaturjik kalıptır bu. Giderek birbirinin kopyası olan bu oyunlar hiçbir yaratıcılık sağlayamamakta ve izleyicisinde de bir coşku yaratamamaktadır. Çocuk tiyatrosu guruplarının ve gruplarda görev alan oyuncu yönetici konumundaki kişilerin çocuk karşısına donanımlı çıkmaları gerektiği çok iyi bilinmesine ve başucu kitaplarında veya gerçekleştirilen çoğu seminerlerde konuşmacıların vurgulamasına karşın ne alandaki sanatçılar kendilerini geliştirmek için yeterince bilimsel araştırma yapmakta ne de bu alanla ilgili branşlaşmayı ve formasyonu sağlayabilecek üniversitelerde ve konservatuarlarda çocuk tiyatrosu konusunda yeterince çalışma yapılmaktadır. Çocukları ve tiyatroyu sevmenin ülkemizde çoğu kez çocuk tiyatrosu yapmak için yeterli nedenler olduğu gözlemlenmiştir. Çocuğun tiyatro ile buluşabilmesinde kilit rol oynayan ve izleyici konumundaki aileler ve eğitimciler çocuğun, arkadaşını ,okulunu, yemek yediği yeri seçerken ,tiyatro konusunda seçicilikten uzak ve vurdumduymazlık içinde hareket etmektedirler. Bu otokontrolsüzlük her gün yeni birçok tiyatro grubunun kurulmasına ve niteliksiz eserlerin sahnelenmesine yol açmaktadır. Ödenekli tiyatrolarda ise tüm kadrolar yönetimin isteği ve karaları doğrultusunda oluşturulmakta çocuk tiyatrosu ya bir sürgün yeri ya da bir süre deney kazanılan atlama tahtası olarak kullanılmaktadır. Oysa Çocuk tiyatrosunun bağımsız, sanatsal yaratıcı bir alan olmasını, çocuklara ait dünyaların keşfedilmesini ve bu dünyaların paylaşılmasını ,çocukların kendini özgürce ifade edeceği; derinlikli ve estetik öyküler paylaşabileceği alanlar olmasını istiyorsak; öncelikle çocuk tiyatrosu ile ilgilenen yaratıcı sanatçıların bu alana ilişkin kafalarındaki kalıplardan, koşullanmalardan, kendini tekrardan sıyrılmaları gerekmektedir. Çocuk tiyatrosu ,sorunu bütün yönleriyle ortaya koyan, yalancılığa kaçmayan, basitleştirmeyen, sorunlarla ve diğer insanlarla ilişki kurmaya özendiren bir yapı olarak kendi bağımsızlığını koruyabilir; hedef kitlesinin coşkusuyla yeni ve yeniden yarınlara kapılarını açarak gelişimlerini heyecanlarını yitirmeden sürdürebilir. Tiyatro grupları çalışmalarını bilimsel temeller üzerine oturtmalı ve çalışmalarında gereken özeni göstermelidir. Bunu yapabilmek içinse kendi tarihsel gelişimlerini unutmamalı ,kendinden başlayarak diğer tiyatro gruplarının arşivlerini tutmalı ve gelişim aşamalarını takip etmeli .Seslendiği seyirci gurubu olan çocuğu yakından tanımalı ve onun günün koşullarına göre oluşan ihtiyaçlarına yanıtvermeli ,everensel değerlerin ışığı altında oyunlarını oluşturmalı ,örgütlenmeli, alanında branşlaşmalıdır

Ali DÖNMEZ
 *www.sombahar.com izniye yayımlanmaktadır.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir