ÇOCUK EMEĞİ

sokakta çalışan çocuklar Modern kölelik anlayışı günümüzde çocukların sömürülmesi üstünden kendine bir yol sağlamış görünmektedir. Köleliğin modernizmle ne ilgisi olabilir diye aklımıza gelebilir dünyanın bir avuç içi kadar yer haline gelip köyleşeceği de aklımıza gelmezdi ama birbirinden bağımsız pek çok sözcük yan yana gelince anlam içermeye başladı günümüzde. Bu da küreselleşmenin dışa vurumu desek yanılmış olmayız kanımca.  Çocuk suiistimalleri ile ilgili genel literatür incelendiğinde özetle şu bilgilere ulaşılabilmektedir. Ülkemizde ve dünyada, gelişmişliğin ya da geri kalmışlığın göstergesi olmayan daha doğrusu tüm dünyanın belki de ortak özelliği olan olgu, çocuk istismarlarıdır. Peki, çocuk kimdir? Kime, hangi süreçler kapsamında çocuk dendiğinin tanımlanması gereklidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen, 27 Ocak 1995 tarihinde de Türkiye tarafından onaylanan çocuk haklarına dair sözleşmenin 1.maddesi “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altında ki her insan çocuk sayılır” der. Sözleşmeye imza atan ve açıklayıcılığını kabul eden ülkelerde genel kabul gören kural da bu maddedir. Bu tanım Türk Medeni Kanununda kullanılan “küçük” kavramını kapsamaktadır. Dünyada 250-400 milyon (ILO 1997) çocuk, aktif olarak çalışma yaşamında yer almaktadır. Ekonomik etkinliği olan çocukların %98’i üçüncü dünya ülkelerinde yaşamaktadır. Bu çocukların aile gelirine katkıları, ailelerin tüm gelirlerinin ¼’den fazlasını 13-17 yaşlardaki çocukların sağladıkları gelirin ortadan kalkması durumunda yoksulluğun %10-20 oranında artacağı ifade edilmektedir. Avrupa’da Pazar ekonomisine geçmiş ve endüstrileşmiş ülkeler olarak tanımlanan bazı Güney Avrupa Ülkelerinde yaklaşık 1.5 milyon çocuğun çalıştığı tahmin edilmektedir. Bununla beraber, Amerika’da 1996’da 25.000’den fazla ve 15 yaşın altında çocuğun illegal işlerde çalıştığı tahmin edilirken, 1983-1990 yılları arasında çalıştırılan çocuk sayısı % 250 oranında artış göstermiştir. 1998’de Rutgers Üniversitesi tarafından gerçekleştirilmiş bir araştırmaya göre de, 148.000 çocuk illegal işlerde çalıştırılmaktadır. Ekonomik faaliyetlere katılan çocukların 120 milyonunun tam zamanlı (full-time), 130 milyonunun ise yarı zamanlı (part-time) işlerde yer aldığı, çocukların çalıştırılmasında erkek çocukların, kızlardan daha yüksek oranda çalıştırıldıkları görülmektedir (ILO, 1998). Uluslar arası Çalışma Örgütünün (ILO), 1973 tarih 138 sayılı “Asgari çalışma yaşı sözleşmesi” ne göre, çocuklar için çalışma yaş sınırı “15 yaş” olarak belirlenmiştir. 15 yaş ve altında olup çalışma yaşamına giren çocuklara ise ”çalışan çocuk” denilmektedir. Küçük yaşlardan itibaren çalışan bu çocukların kırsal veya kentsel alanlara göre dağılımı incelendiğinde, çocukların çoğunluğunun kırsal alanda olduğu görülmektedir (ILO, 1998). Kırsal alandaki çocuklar, dünya ortalamasının iki katı fazlalıkta olmak üzere ekonomik faaliyetler de yer almaktadırlar. Bununla birlikte kent merkezlerinde de göçlere bağlı olarak, çalışan çocuk ve genç sayısı artmaktadır. Kentsel alanlardaki çocuklar daha çok ticaret, hizmet (özellikle de ev işleri) ve imalat sektörlerinde çalışmaktadırlar. Yine araştırmalar, kırsal alanlarda çalışanların %20’sinden fazlası, kentsel alanda çalışan çocukların ise % 52’sinden fazlası 5-9 yaş arasındaki çocuklardır. Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de çocukların çalıştırılma nedenleri, süreçleri, statüleri ve biçimlerine benzer bir yapılanma söz konusudur. Ülkemizde de, çalışan çocuklar kırsal alanda ve cinsiyet olarak da erkek çocuklarda yoğunlaşmaktadır. Türkiye’de çocukların çalıştırılma nedenleri arasında, göçler ve yoksulluk ön plana çıkmaktadır.

Çocukların hayalleri üstünden, kendi hırslarını yaşayan yetişkinlerden oluşan kurulu dünya düzeni, uykusuz, sağlıksız, her türlü olumsuz muameleye açık 5 yaşındaki minicik elleri dokumacılıkta, hassas iğne işlerinde kullanmakta hiçbir sakınca görmemektedir! Birleşmiş Milletler, dünya üzerinde kaç çocuğun zorla kaçırıldığını, ailelerinden satın alınarak köleleştirildiğini ve hangi sektörlerde hangi koşullarda kullanıldığını tespit edememektedir! Çünkü gizli saklı ve yasa dışı yollarla yapılan bu işlerin gerçek ve doğru verilerine ulaşmak olası değildir! Ve tam yeri gelmişken, içimizin sızısı olan “sokağın çocukları”, neredeler şimdilerde? Hepsi ıslah mı edildi?
Çocukların ulusları yoktur. Çocukların dinleri, mezhepleri, ırkları, hırsları, kavgaları yoktur. Çocuklar, içine doğdukları hayatı yaşarlar, sorgulamadan, yargılamadan, farkında olmadan… Küsmeden ve sevmekten usanmadan, ille de peşine düşerek sevgilerinin. Çocuklar hayatın en masum, en temiz, en renkli sesidir. Aynaya bakınca kendi gözlerinizden utanmamak için “Çocuklara kıymayın Efendiler!”

Serhan SÖZDİNLER

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir