CUMHURİYET BAYRAMI HAZIRLIKLARI

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI HAKKINDA YAZI
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Etkinlikleri ŞiirleriCUMHURİYETİN İLANI (29 EKİM 1923)
Cumhuriyet Bayramı için okullarımızda heycanlı bir kutlama hazırlık süreci başladı. Cumhuriyet ve Atatürk şiirleri, yazılar ve konuşmalar seçilerek alışılagelmiş törenlerin dışına çıkma çabalarını görmek sevindirici. Biz de editörlerimizden Devrim Koçer tarafından yazılan kitabı yeniden yayımlıyoruz.

Türkiye’de Laik Eğitim Uygulaması 2008
1787 tarihli Amerika Birleşik Devletleri Anayasa’sının hazırlanması işleri bittiği sırada yurttaşlar Kurucu Meclis üyelerinden birine sorarlar: Neye karar verdiniz, Monarşi’ye mi yoksa Cumhuriyet rejimine mi? Bu soruya üye şöyle yanıt verir: Cumhuriyet’e karar verdik, eğer onu yaşatabilirseniz!..
Arsel, bu öyküye bağlı olarak; “Cumhuriyet, halka ait devlet demektir, halkın devlet yönetimine katılması demektir ve bu tür devlet sisteminde halk, kendi iradesini egemen kılmakla devleti var kılar; halk iradesi gökten inme kurallara uygun olarak değil fakat aklın müspet verilerine göre oluşur ve toplum yaşamlarını düzenleyici iş görür; bu nedenle cumhuriyet sisteminde halk’a düşen önemli sorumluluklar ve görevler vardır ki bu da halkın akıl rehberliği ile iş görmesi sayesinde sağlanabilir. Eğer halk kendi kendisini geliştirmez ve bilgisizliğe terk ederse, ya da siyasi görevlerini ihmal ederse, ya da uyanık davranmayıp egemenliği kullanma yetkisini başka ellere bırakır ise, böyle bir halde ortada “cumhuriyet’ten eser kalmaz.”[1]


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Söylev’de Cumhuriyetin ilanına ilişkin şunları söylemektedir:[2] [3]
“Yemek yenirken; ‘Yarın cumhuriyet ilan edeceğiz!’ dedim.

Orada bulunan arkadaşlar, hemen düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. Hemen o dakikada nasıl davranılacağı üzerinde kısa bir program saptadım ve arkadaşları görevlendirdim.

Düzenlediğim programın ve verdiğim yönergenin uygulanışını göreceksiniz.

Baylar, görüyorsunuz ki cumhuriyet ilanına karar vermek için Ankara’da bulunan bütün arkadaşlarımı çağırmaya ve onlarla görüşüp tartışmaya gerek ve gereksinme görmedim. Çünkü, onların öteden beri ve doğal olarak bu konuda benim gibi düşündüklerinden kuşkum yoktu. Oysa, o sırada Ankara’da bulunmayan kimi kişiler hiçbir yetkileri yokken, düşünce ve olurları alınmadan cumhuriyetin ilan edilmiş olmasını, gücenme ve ayrılma nedeni saydılar.

O gece birlikte bulunduğumuz arkadaşlar erkenden ayrıldılar. Yalnız İsmet Paşa Çankaya’da konuk idi. Onunla yalnız kaldıktan sonra, bir yasa tasarısı hazırladık. Bu tasarıda 20 Ocak 1921 günlü Anayasa’nın devlet biçimini saptayan maddelerini şöylece değiştirmiştim:

Birinci maddenin sonuna: ‘Türkiye Devletinin hükümet biçimi cumhuriyettir.’ cümlesini ekledim.

Üçüncü maddeyi şöyle değiştirdim: ‘Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi’nce yönetilir. Meclis, hükümetin yönetim kollarını bakanlar kurulu aracılığı ile yönetir.’

Bundan başka, Anayasa’nın temel maddelerinden olan 8’inci ve 9’uncu maddeleri de, değiştirilerek ve açıklığa kavuşturularak şu maddeler yazıldı:

‘Madde– Türkiye Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Başkanlık görevi, yeni Cumhurbaşkanının seçilmesine değin sürer. Eski başkan yeniden seçilebilir.’

‘Madde– Türkiye Cumhurbaşkanı, Devletin Başkanıdır. Bu kimliği ile gerekli gördükçe Meclise ve Bakanlar Kuruluna başkanlık eder.’

‘Madde– Cumhurbaşkanı, başbakanı Meclis üyeleri arasından seçer. Öbür bakanları da başbakan, yine Meclis üyeleri arasından seçtikten sonra hepsini Cumhurbaşkanı Meclisin onayına sunar. Meclis toplantı halinde değilse, onaylama Meclisin toplantısına bırakılır.’

Bu maddelere komisyonda ve Mecliste, din ve dille ilgili, bildiğiniz bir madde de eklenmiştir.

Saygıdeğer baylar, şimdi, isterseniz yüce kurulunuza 29 Ekim 1923 Pazartesi günü Ankara’da geçen olayı, kısaca anlatmaya çalışacağım.

Pazartesi günü öğleden önce saat onda, Halk Partisi Grubu, Grup Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Bey’in başkanlığında toplandı. Bakanlar Kurulu seçimi görüşmelerine başlandı.

‘Baylar,’ dedim, “Bakanlar Kurulu seçiminde görüş ayrılığına düşüldüğü anlaşılmıştır. Bana bir saat kadar izin verin. Bulacağım çözüm yolunu bilginize sunarım.”

Başkan Fethi Bey, öneriyi oya koydu, kabul olundu. Baylar, bu bir saat içinde gereken kişileri Meclisteki odama çağırarak onlara 28 /29 Ekim gecesi hazırladığım yasa önerisi taslağını gösterdim ve kendileriyle görüştüm.

Öğleden sonra saat bir buçukta Parti Genel Kurulu yeniden Fethi Bey’in başkanlığında toplandı. İlk söz bende idi. Kürsüye çıktım ve şu konuşmayı yaptım:

Sayın arkadaşlar, çözülmesinde güçlüğe uğradığınız sorunun neden ve etmeni; bütün arkadaşlarca anlaşılmış olduğu kanısındayım. Eksiklik ve sakatlık, uygulamakta olduğumuz yöntem ve biçimdedir. Gerçekten, yürürlükteki Anayasamız gereğince bir bakanlar kurulu kurmaya giriştiğimiz zaman, bütün arkadaşların her biri bakanları ve bakanlar kurulunu seçmek zorunda bulunuyor. Hepinizin birden bakanlar kurulu seçmek zorunda bulunmanızdan doğan güçlüğün giderilmesi zamanı gelmiştir. Geçen dönemde de, böyle güçlüklerle karşılaşılıyordu. Görülüyor ki bu yöntem kimi zaman birçok karışıklıklara yol açıyor. Yüce kurulunuz, bu sorunun çözülmesi için beni görevlendirdi. Ben de bilginize sunduğum bu görüşten esinlenerek düşündüğüm biçimi saptadım. Onu önereceğim. Önerim kabul olunursa güçlü ve dayanışık bir hükümet kurulabilecektir. Devletimizin biçimini ve niteliğini saptayan ve hepimiz için erek olan Anayasamızın kimi yerlerini açıklamak gereklidir. Öneri şudur.” dedikten sonra, bilinen tasarıyı okutmak üzere yazmanlardan birine uzatarak kürsüden ayrıldım.

Önerimin niteliği anlaşıldıktan sonra tartışmalar başladı:

Abdullah Azmi Efendi’nin: “Bu iş önemlidir. Bu konu daha görüşülsün!” diye yükselen çıkışına karşın, görüşmenin yeterliği kabul olundu. Ondan sonra önerinin tümü ve arkasından maddeleri birer birer okunarak görüşülüp kabul edildi.

Baylar, Parti toplantısına son verildi ve hemen Meclis toplantısı açıldı. Saat öğleden sonra altı idi. Tasarı Anayasa Komisyonunca, yöntem gereği incelenerek, tutanağı hazırlanırken, Meclis başka işlerle uğraştı. En sonu, başkanlık katında bulunan Başkan Vekili İsmet Bey (İsmet (Eker), Meclise şu bilgiyi verdi: “Anayasa Komisyonu, Anayasanın değiştirilmesi ile ilgili tasarının ivedilikle ve hemen görüşülmesini öneriyor.” “Kabul!” sesleri üzerine, tutanak okundu. Önerildiği üzere, (ivedilikle) görüşüldü. Sonunda yasa, birçok milletvekillerinin “Yaşasın Cumhuriyet!” diye alkışlanan söylevleriyle kabul edildi.

Ondan sonra, cumhurbaşkanı seçilmesi için Meclisin oyuna başvuruldu. Toplanan oyların sonucunu, başkanlık katında bulunan İsmet Bey, Meclise şöylece bildirdi:

Sevebilirsin...

9 Yanıt

  1. Esma Yıldız diyor ki:

    Cumhuriyet Bayramı Hakkında Yazı ödevim için hiç arama yapmadan direk olarak sitenize girdim. Bulduğum yazı direk olarak ödevimin uygun başlığı olan Cumhuriyet Bayramı Hakkında Yazı konusunu karşılamkla kalmayıp ufkumu da genişletti. Bu kitabı bizle paylaşan sayın Uzman Psikolog Devrim Koçer’e ve Destek eğitimine sonsuz teşekkürlerimle..

    Esma Yıldız
    Antalya

  2. Elif Yıldız- Mahmut Demir diyor ki:

    Destek size teşekkürler: Cumhuriyet Bayramı Hakkında Yazı için…

    Elif Yıldız
    Kütahya

  3. Ercan Yurt diyor ki:

    Cumhuriyet Bayramı Hakkında yazı ararken sitenizle tanıştım. Bundan sonra bu site benim dostum :)

  4. Kadir Mengel diyor ki:

    Öğretmenlerimiz bizden Cumhuriyet Bayramı hakkında yazı istediler. Acaba Yardımcı olabilir misiniz?

  5. ahmet yasin diyor ki:

    Güzel bir yazı.

  6. aleyna diyor ki:

    Bilemiyorum güzel mi değil mi? Ben daha yeni girdim bu siteye bir ödevim vardı bu siteye baktım. Anneme bunu yazayaım mı diyeceğim, yaz ders bu siteyi kuranlara sonsuz teşekkürleri iletin lütfen :d

  7. helin diyor ki:

    daha kısa yazı yokmu

  8. helin diyor ki:

    cumhuriyet ile ilgili yazı lazım ödevim var

  9. durdane oral diyor ki:

    Cumhuriyet Bayramı için okullarımızda heycanlı bir kutlama hazırlık süreci başladı. Cumhuriyet ve Atatürk şiirleri, yazılar ve konuşmalar seçilerek alışılagelmiş törenlerin dışına çıkma çabalarını görmek sevindirici. Biz de editörlerimizden Devrim Koçer tarafından yazılan kitabı yeniden yayımlıyoruz.

    Türkiye’de Laik Eğitim Uygulaması 2008
    1787 tarihli Amerika Birleşik Devletleri Anayasa’sının hazırlanması işleri bittiği sırada yurttaşlar Kurucu Meclis üyelerinden birine sorarlar: Neye karar verdiniz, Monarşi’ye mi yoksa Cumhuriyet rejimine mi? Bu soruya üye şöyle yanıt verir: Cumhuriyet’e karar verdik, eğer onu yaşatabilirseniz!..
    Arsel, bu öyküye bağlı olarak; “Cumhuriyet, halka ait devlet demektir, halkın devlet yönetimine katılması demektir ve bu tür devlet sisteminde halk, kendi iradesini egemen kılmakla devleti var kılar; halk iradesi gökten inme kurallara uygun olarak değil fakat aklın müspet verilerine göre oluşur ve toplum yaşamlarını düzenleyici iş görür; bu nedenle cumhuriyet sisteminde halk’a düşen önemli sorumluluklar ve görevler vardır ki bu da halkın akıl rehberliği ile iş görmesi sayesinde sağlanabilir. Eğer halk kendi kendisini geliştirmez ve bilgisizliğe terk ederse, ya da siyasi görevlerini ihmal ederse, ya da uyanık davranmayıp egemenliği kullanma yetkisini başka ellere bırakır ise, böyle bir halde ortada “cumhuriyet’ten eser kalmaz.”[1]

    Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Söylev’de Cumhuriyetin ilanına ilişkin şunları söylemektedir:[2] [3]
    “Yemek yenirken; ‘Yarın cumhuriyet ilan edeceğiz!’ dedim.

    Orada bulunan arkadaşlar, hemen düşünceme katıldılar. Yemeği bıraktık. Hemen o dakikada nasıl davranılacağı üzerinde kısa bir program saptadım ve arkadaşları görevlendirdim.

    Düzenlediğim programın ve verdiğim yönergenin uygulanışını göreceksiniz.

    Baylar, görüyorsunuz ki cumhuriyet ilanına karar vermek için Ankara’da bulunan bütün arkadaşlarımı çağırmaya ve onlarla görüşüp tartışmaya gerek ve gereksinme görmedim. Çünkü, onların öteden beri ve doğal olarak bu konuda benim gibi düşündüklerinden kuşkum yoktu. Oysa, o sırada Ankara’da bulunmayan kimi kişiler hiçbir yetkileri yokken, düşünce ve olurları alınmadan cumhuriyetin ilan edilmiş olmasını, gücenme ve ayrılma nedeni saydılar.

    O gece birlikte bulunduğumuz arkadaşlar erkenden ayrıldılar. Yalnız İsmet Paşa Çankaya’da konuk idi. Onunla yalnız kaldıktan sonra, bir yasa tasarısı hazırladık. Bu tasarıda 20 Ocak 1921 günlü Anayasa’nın devlet biçimini saptayan maddelerini şöylece değiştirmiştim:

    Birinci maddenin sonuna: ‘Türkiye Devletinin hükümet biçimi cumhuriyettir.’ cümlesini ekledim.

    Üçüncü maddeyi şöyle değiştirdim: ‘Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi’nce yönetilir. Meclis, hükümetin yönetim kollarını bakanlar kurulu aracılığı ile yönetir.’

    Bundan başka, Anayasa’nın temel maddelerinden olan 8’inci ve 9’uncu maddeleri de, değiştirilerek ve açıklığa kavuşturularak şu maddeler yazıldı:

    ‘Madde– Türkiye Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Başkanlık görevi, yeni Cumhurbaşkanının seçilmesine değin sürer. Eski başkan yeniden seçilebilir.’

    ‘Madde– Türkiye Cumhurbaşkanı, Devletin Başkanıdır. Bu kimliği ile gerekli gördükçe Meclise ve Bakanlar Kuruluna başkanlık eder.’

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir