İSTİKLÂL MARŞININ KABULÜ VE MEHMET AKİF ERSOY’U ANMA GÜNÜ

İSTİKLÂL MARŞI 92 YaşındaÜlkemizi talan eden yabancı düşmanlar, Kurtuluş Savaşı’mızın başarılı olmasıyla birlikte arkalarına bile bakmadan kaçmaya başlamışlardı. Ülkemiz bağımsız ve özgür bir ülke olarak tarih sahnesinde yerini yeniden alacaktı.
1.Dünya Savaşı sonrası ağır tahribat alan türk ordusu ve devlet yönetimi, Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde yeniden ayağa kalkmıştı. Ülkenin her tarafından, çoluk çocuk demeden, kadın erkek demeden büyük bir mücadele ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda çarpışmaktaydı. Özgür ve bağımsız bir ülke olmak için verdiğimiz Kurtuluş Savaşı’mızın en zor döneminde, millî marşa gereksinim duyulmaktaydı. Bu nedenle, Milli Eğitim Bakanlığı, 1921 yılında bir şiir yarışması düzenlemişti. Yarışmaya tam 724 şiir gönderilmişti ve kazanacak şiire para ödülü verilecekti Para ödülü nedeniyle, Mehmet Akif katılmak istemedi. Mehmet akiif Ersoy, bir milletin İstiklal Marşı parayla yazılamaz demişti. İstiklal şairimiz, arkadaşlarının ısrar etmeleri üzerine yarışmaya katıldı ancak tek şartı vardı. Kazanırsa ödül verilmeyecekti. Böylece Mehmet Akif hepimizin kalbinde yer tutan İstiklal Marşı’nı yazdı.

Türk Milleti’nin zaferini, vatan ve bayrak sevgisini, kutsallığını en coşkulu, en güzel anlatan İstiklal Marşı, zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından Büyük Millet Meclisi’nde okundu. Bütün milletvekilleri büyük bir coşku ve heyecan içerisinde ve iki defa ayakta dinledi. İstiklal Marşı, 21 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Milli Marş olarak kabul edildi. İstiklal Marşımız, ünlü bestecimiz Osman Zeki Üngör tarafından bestelendi.

İstiklal marşımız 10 kıtadır. Marş olarak 2 kıtası bestelenmiştir. Anlamı çok yüksek olan İstiklal Marşımızı ilk iki kıtası ve anlamı şu şekildedir.

İSTİKLÂL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Anlamı:
Ey Milletim! Yurdumuzu düşmanlar tarafından kuşatılmış fakat bu durum bitecek, bayrağımız için kaygılanma, korkma. Çünkü bu topraklar üzerindeki en son ocak sönmeden, en son Türk bu uğurda canını vermeden bayrağımıza kimse el uzatamaz.
Rengini şehitlerimizin kanından alan ve şafaklarda bir alev gibi dalgalanan bayrağımız milletimin yıldızı ve bağımsızlık sembolüdür. Gökteki yıldıza el sürülemediği gibi, milletimizin yıldızı olan bayrağıma da düşmanlar dokunamaz. O Türk Milleti’nindir ve daima öyle kalacaktır.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Anlamı:
Mehmet akif, bu dörtlükte bayrağımıza sesleniyor:
“Kaşlarını çatma ey hilal, uğruna canımı veririm. Neden bize kırgın ve azarlar gibi bakıyorsun? Seni, o nazlı nazlı dalgalandığın göklerimizden indirmelerine izin vereceğimizi mi sandın? Kahraman milletim hür yaşamak ve seni hür yaşatmak için çok kan döktü, şu anda da dökmektedir. Sen bize kaş çatarak, uğrunda yapılan bu fedakarlıkları hiçe sayarsan, dökülen kanlarımız sana helal olmaz. Doğruluk ve adalet için çalışan, Allah’a inanarak ona kulluk eden. İstiklal uğruna canını veren milletimin hakkı bağımsızlıktır, hürriyettir.”

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. Suat Can diyor ki:

    Türk ulusu geçmişten bu güne kadar çok acı geçmiştir. Bu acılarının son bulduğu ve artık yerleşik olduğu bir dönem başlamıştır. Bu dönemde istiklal savaşı verilmiş ve bir marşımız olmuştur. Atatürk ve silah arkadaşlarını şehitlerimizi saygıyla anıyoruz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir