Kendine Zarar Verme Davranışı

Gelişimsel bozukluğu olan kişilerin gösterdiği davranışlar içinde kendine zarar verme davranışı en fazla olanıdır. Bu davranışlardan en yaygın olanları; kafayı çarpma, el ısırma ve aşırı derecede kendini ovma ve kaşıma şeklindedir. Bir kişinin kendine zarar veren davranışlarda bulunmasının, biyokimyasal nedenlerden tutun da sosyal çevreye kadar birçok nedeni olabilir. Bu metinde kendine zarar vermenin nedenlerinin birçoğundan bahsedilecek ve altta yatan nedenlere bağlı olarak müdahaleler anlatılacaktır.

Fonksiyonel analiz
Kişinin kendine zarar verme davranışı hakkında ayrıntılı bir tanım almak ve kişinin davranışıyla fiziksel ve sosyal çevresi arasındaki olası ilişkileri belirlemek amacıyla ilk olarak bir fonksiyonel analiz yapılmalıdır (bkz. Wacker, Northup & Lambert, 1997). Fonksiyonel analizden edinilen bilgiler şunları içermelidir: Kimler ordaydı? Davranıştan önce, ‘davranış sırasında ve davranış sonrasında ne oldu?” Ne zaman oldu? Nerede oldu? Bu soruların yanıtları, davranışın sebebini/sebeplerini ortaya çıkarmaya yardımcı olacaktır.
Veri toplamadan önce, problem davranışın tanımlanması önemlidir. Fonksiyonel analiz davranış kategorisi (örn. kendine zarar vermek) yerine belirli bir davranışa (örn. bilek ısırma) odaklanmalıdır. Çeşitli kendine zarar verme türlerini tek bir genel davranışta birleştirmek her davranışın farklı nedenlerini saptamayı zorlaştırabilir. Örneğin, eğer bir çocuk bilek ısırma ve aşırı derece kendini kaşıma davranışlarında bulunuyorsa, her iki davranışın farklı nedenleri olabilir (bkz. Edelson, Taubman ve Lovaas, 1983). Bilek ısırma, sinirliliğe karşı bir tepki olabilecekken, aşırı derecede kaşınma kendi kendini uyarma yolu olarak görülebilir.

Veri toplama sırasında, kendine zarar verme davranışının sıklığı, süresi ve şiddeti gibi göze çarpan özellikleri kaydedilmelidir. Veri toplama aynı zamanda kişinin fiziksel ve sosyal çevresiyle ilgili bilgileri de içermelidir. Fiziksel ortam şunları içermelidir: ortam (örn. sınıf, kafeterya, oyun bahçesi), ışıklandırma (doğal ışık, flüoresan, akkor ampul) ve sesler (örn. çim biçme makinası, başka bir çocuğun çığlık atması). Öğretmenler, veliler, çalışanlar, ziyaretçiler ve öğrenciler/müşteriler gibi kişinin çevresindeki herkesin isimleri (ya da kodları) da kaydedilmelidir. Kaydedilecek diğer etmenler: saat ve gün.

Kendine Zarar Verme Davranışlarının Fizyolojik Sebepleri

Biyokimyasal

Bazı araştırmacılar, belirli nörotransmiter düzeylerinin kendine zarar verme davranışıyla doğrudan ilgili olduğunu öne sürmüştür. Beta endorfinler beyinde uyuşturucu benzeri endojenöz maddelerdir ve kendine zarar verme endorfinlerin üretilmesi ve/veya salınmasını arttırabilir. Bunun sonucu olarak kişi anestezi benzeri bir his duyar ve görünürde davranışı yaparken herhangi bir acı duymaz (Sandman et al., 1983). Ek olarak, endorfin salınması kişiye öforiye benzer bir his verebilir. Uyuşturucu alıcı alanlardaki (örn. naltrekson ve nalokson) sargıyı engelleyen ilaçların kendine zarar vermeyi başarılı bir şekilde azalttığının görüldüğü çalışmalar bu açıklamaya arka çıkmaktadır. (Herman et al, 1989).

Laboratuar hayvanlarında yapılan araştırmayla insan deneklere ilaç verilerek yapılan araştırmalarda, düşük düzeyde serotonin ya da yüksek düzeylerde dopamanin kendine zarar vermeyle ilgili olduğunu görülmüştür (DiChiara et al., 1971; Mueller & Nyhan, 1982). Zihinsel engelli kişilerin heterojen bir topluluğu üzerinde yapılan bir çalışmada, Greenber ve Coleman (1976) serotonin düzeylerini düşürmek için reserpin ve klorpromazin gibi ilaçlar verdiler. Bu araştırmacılar hem agresif hem de kendine karşı agresif davranışlarda dramatik bir iyileşme gördüler. Amfetamin ve apomorfin gibi dopamin düzeylerini yükselten ilaçların kendine zarar verme davranışlarını başlattığı görülmüştür. (Mueller & Nyhan, 1982; Mueller et al., 1982).

İlginç biçimde, Coleman (1994) düşük kalsiyum düzeyleri olan bir grup otistik çocuk üzerinde çalışmalar yaptı (örn. hipokalsiüri). Bu kişilerde genellikle göze el sokma davranışı görülür. Kalsiyum takviyesi verildiğinde göze el sokmada oldukça düşüş kaydedildi. Ek olarak, lisandaki fonksiyon iyileşti.

Nelere bakmalı. Kendine zarar verme biyokimyasal anormallikle ilişkili olduğunda, kendine zarar vermeyle kişinin fiziksel/sosyal ortamı arasında çok az ya da hiç ilişki olmayabilir. Dolayısıyla, davranış çeşitli ortamlarda ve farklı kişilerin önünde meydana gelebilir. Ancak, yemek yeme, oyun oynama ve bir görev üzerinde çalışma gibi kişinin kendine zarar vermesine uygun olmayan davranışların yapıldığı durumlarda kendine zarar vermek daha ender meydana gelebilir.

Müdahale. Kişinin biyokimyasını normale getirmek için gıda ve medikal müdahaleler uygulanabilir; bu da karşılığında ciddi boyutlardaki davranışları azaltabilir. Serotonin düzeylerini yükseltmek ya da dopamin düzeylerini düşürmek için sıklıkla ilaç kullanılmasına rağmen, San Diego’daki Otizm Araştırma Enstitüsüne, oğullarına/kızlarına B6 vitamini, kalsiyum ve/veya DMG vermiş olan binlerce anne ve babadan raporlar geldi. Bu anne ve babalar sıklıkla kendine zarar verme davranışlarında dramatik ölçüde azalma ve bazı durumlarda ise ortadan kalkma gözlemlemişti. Anne ve babalar ayrıca glütensiz/kazeinsiz diyet uygulamak ya da çocuklarının alerjik reaksiyon gösterdiği belirli gıdaları kaldırmak gibi kısıtlı diyetler uyguladıktan sonra çocuklarının ciddi ölçüdeki kendine zarar verme davranışlarında azalmalar olduğunu bildirdi.

Nöbetler

Kendine zarar verme davranışı ayrıca ön ve şafak lobundaki nöbet faaliyetiyle ilişkilendirilmiştir (Gedye, 1989; Gedye, 1992). Genelde nöbet faaliyetiyle ilişkilendirilen davranışlar şunları içermektedir: kafayı çarpma, kulakları ve/veya kafayı tokatlama, elini ısırma, çenesini vurma, yüz veya kolları kaşıma, ve bazı durumlarda dizin yüze teması. Bu davranış istem dışı olduğundan bu kişilerden bazıları bir tür kendini sınırlamaya ihtiyaç duyar (örn. kolların aşağıda tutularak bağlanması). Çocuk ergenlik çağına geldiğinde, muhtemelen vücuttaki hormonsal değişiklikler yüzünden, nöbetler başlayabilir ya da daha belirgin hale gelebilir.

Nelere bakmalı. Nöbet tetikleyici, kendine zarar veren davranışlar istem dışı olduğundan, kişin davranışıyla bulunduğu ortam arasında bir ilişki gözlemlenmesine gerek olmayabilir. Ancak, stres nöbetleri tetikleyebileceği için, kendine zarar vermeyle ortamdaki stres etkenleri arasında bir ilişki olabilir. Bunların içinde çok fazla fiziksel stimülasyon (örn. aydınlatma, ses) ve/veya sosyal stimülasyon (örn. azarlamalar, talepler) bulunabilir. Gıdalar da nöbetlere sebep olabilir (Rapp, 1991). Davranış ergenlik çağında başladıysa ya da daha kötüye gittiyse, nöbet faaliyetlerinin olasılığı da göz önüne alınmalıdır. Nöbetlerde şüpheleniliyorsa, kişiye EEG uygulanması önerilir.

Müdahale. Nöbet faaliyetlerini kontrol etmek için ilaç kullanılıyor olsa da, genelde olumsuz yan etkileri bulunur. DMG’nin nöbet faaliyetini olumsuz yan etkiler olmadan azalttığı konusunda kanıtlar bulunmaktadır (Gascon et al., 1989; Roach & Carlin, 1982).

Genetik

Kendine zarar verme davranışı ayrıca, Lesch-Nyhan Sendromu, Kırılgan X Sendromu ve Cornelia de Lange Sendromu da dahil olmak üzere çeşitli genetik bozukluklar arasında yaygındır. Bu genetik bozukluklar bir çeşit yapısal hasar ve/veya biyokimyasal işlev bozukluğuyla ilişkili olduğundan, bu anormallikler kişinin kendisine zarar vermesine sebep olabilir.

Nelere bakmalı. Lesch-Nyhan Sendromu olan kişiler genelde ağız çevresini ve parmaklarını ısırır; Kırılgan X Sendromu olanlar genelde kendilerini ısırırlar (dudaklar ve parmaklar dahil); ve Cornelia de Lange Sendromu olanlar genelde kendileri ısırır ve yüze vururlar.

Müdahaleler. Gıda takviyeleri ve ilaç gibi biyokimyasal müdahaleler bu kişilerde tercih edilen tedavi yöntemi gibi görünüyor. Bu metinde adı geçen diğer müdahalelerin de bu kişilere yardımcı olması olasıdır. Örneğin, davranış değiştirme kişiye bu davranışlara engel olmayı öğretebilir.

Uyarılma

Kişinin uyarılma düzeysinin kendine zarar verme davranışıyla ilişkili olduğu sıklıkla öne sürülmüştür. Araştırmacılar kendine zarar vermenin kişinin uyarılma düzeyini yükseltip düşürebileceğini ileri sürmüştür. Düşük uyarılma teorisi, bazı kişilerin düşük uyarı düzeyinde işlev gördüklerini ve uyarılma düzeylerini yükseltmek için kendilerine zarar verdiklerini öne sürmektedir (Edelson, 1984; Baumeister & Rollings, 1976). Bu durumda, kendine zarar verme kendini stimüle etmenin aşırı bir biçimi olarak düşünülür. Tam tersi olarak, aşırı uyarılma teorisi, bazı kişilerin çok yüksek uyarı düzeyinde işlev gördüklerini (e.g. gerginlik, endişe) ve uyarılma düzeylerini düşürmek için kendilerine zarar verdiklerini öne sürmektedir. Bu da davranışın gerginlik ve/veya endişeyi atma görevi görmesidir. Yüksek uyarılma düzeyleri, iç, fizyolojik bozukluk sonucu olabilir ve/veya çok stimüle eden bir ortam tarafından tetiklenebilir. Uyarılmada azalma olumlu derecede pekiştirici olabilir ve dolayısıyla hasta uyarılma üreten stimuliyle karşılaştığında daha sık olarak kendine zarar verebilir (Romanczyk, 1986).

Nelere bakmalı. Düşük uyarılmayla ilgili olarak, kendine zarar verme kişi sıkıldığında ve/veya stimüle edici faaliyetlerde bulunmadığında gözlemlenir. Aşırı uyarılmayla ilgili olarak, kendine zarar verme, son derece gürültülü veya parlak bir şekilde aydınlatılmış bir oda gibi uyarılmayı tetikleyen durumlarda gözlemlenir. Sosyal etkileşim de çok stimüle edici olarak algılanabilir.

Müdahale. Kişi düşük uyarılmalıysa, faaliyet düzeysinde artış yardımcı olabilir. Örneğin bir egzersiz programı uygulanabilir (örn. sabit bisiklet). Kişi aşırı uyarılmalıysa, genelde davranış başlamadan önce uyarılma düzeyini düşürmek üzere önlemler alınmalıdır. Bunlar şunları içerebilir: rahatlama teknikleri (Cautela & Groden, 1978), derin baskı (Edelson et al. 1998), vestibüler stimülasyon (King, 1991) ve/veya kişiyi stimüle edici durumdan çıkarma. Uyarılma düzeysini düşürmede egzersiz de kullanılabilir.

Acı/Ağrı

Bir kişinin kafasını vurmasının bir başka nedeni de, orta kulak iltihabı veya migren baş ağrısı gibi ağrıları azaltmaktır (de Lissovoy, 1963; Gualtieri, 1989). Asit reflüsü ve gaz gibi gastrointestinal sorunlarla ilişkili ağrıların kendine zarar vermeyle bağlantılı olduğuna ilişkin kanıtlar artmakta. Ek olarak, bazı otistik kişiler bebek ağlaması veya elektrikli süpürge gibi bazı seslerin ağrıya sebep olabildiğini bildirmektedir. Tüm bu vakalarda, kendine zarar verme beta-endorfin salarak acıyı hafifletebilir. Bunun tersine, bu kişiler acıyı geçitliyor olabilir. Bu durumda, vücudun bir bölgesini stimüle etmek (bu durumda kendini yaralamak) vücudun başka bir yerinde bulunan acıyı azaltabilir ya da hafifletebilir.

Nelere bakmalı. Kendine zarar verici davranışlar gelişigüzel (düzensiz) meydana gelebilir. Kişi, kendine zarar verici davranışlarda bulunduğu günlerde hastalık belirtileri gösterebilir ya da acı çekiyor gibi görünebilir. Ailede migren olup olmadığını anlamak için kişinin aile geçmişine bakılmalıdır. Mümkünse, orta kulak iltihabı var mı diye kontrol etmek için kişinin kulakları muayene edilmeli ve vücut ısısı ölçülmelidir.

Müdahale. Birçok çocukta süt ürünlerinin tüketilmesi sıklıkla orta kulak iltihabıyla ilişkilendirilmektedir. Kişinin beslenmesindeki bazı gıdalar migrenlerin sebebi olabilir. Ek olarak, magnezyum yetersizliği sese karşı hassasiyette artışla ilişkilendirilmektedir. Magnezyum takviyeleri güvenlidir ve bazı kişilerde sese olan hassasiyeti azaltabilir. Önerilen doz her 4,5 kg ağırlık için günde 3 ila 4 miligramdır. İşitsel entegrasyon eğitiminin de sese olan hassasiyeti azalttığı görülmüştür (Rimland & Edelson, 1994).

Duyumsal

Kendini aşırı derece ovma veya kaşıma kendini stimüle etmenin aşırı bir biçimi olabilir. Kişi normal fiziksel stimülasyon düzeyleri hissetmiyor olabilir ve bunun sonucu olarak stimülasyon almak ya da uyarılmayı arttırmak için cildine zarar verir (Edelson, 1984).

Nelere bakmalı. Kişi acıya ve muhtemelen dokunmaya karşı duyarsız görünür. Dikkatini vücudundan başka bir yere verdiği için kişi meşgulken (örn. oynarken, bir görev üzerinde çalışırken) davranışta azalma görülebilir.

Müdahale. Kişiye, aşırı derecede ovduğu ve/veya kaşıdığı vücut bölgelerine güvenli fiziksel stimülasyon biçimleri uygulaması teşvik edilebilir. Bunlar, masaj cihazı uygulama, cilde dokulu nesneler sürme (pişmemiş fasulye veya makarna gibi) ve cilde fırça sürme şeklinde olabilir. Kendine zarar verdikleri bölgeye topikal bir anestetik sürmenin de davranışı azaltabileceğine dair kanıtlar bulunmaktadır.

Asabiyet

Bakıcılar ve anne ve babalar sıklıkla çocuğun kendine zarar vermesinin asabiyet sonucu meydana geldiğini bildirmektedir. Bu, Dollard ve meslektaşları tarafından öne sürülen geleneksel Asabiyete Saldırı modeliyle tutarlıdır (1939). Yaygın olarak bildirilen senaryolar şunları içermektedir: kötü iletişim kabiliyeti olan bir kişi kendisine ne söylendiğini anlayamama (kötü alıcı iletişim) ya da bakıcının ne söylendiğini/istendiğini anlamaması yüzünden sinirlenir; ya da iyi iletişim kabiliyeti olan bir kişi istediğini alamaz. Bu sebepler bir sonraki bölümde daha detaylı anlatılmaktadır.

Sosyal Sebepler

İletişim

İletişim sorunları sıklıkla kendine zarar verici davranışlarla ilişkilendirilmiştir. Kişide kötü alıcı ve/veya ifade edici lisan kabiliyeti varsa, bu sinirlenmeye sebep olup daha sonra da kendine zarar vermeye kadar gidebilir.

Nelere bakmalı. Kişinin alıcı yetenekleri kötüyse, biri ona bir şey söyledikten sonra davranış meydana geliyorsa iletişim sorunun sebebi olabilir. Ek olarak, eğer kişinin ifade etmek yeteneği kötüyse, iletişim kurmaya çalıştıktan sonra, belki de el kol hareketleriyle denedikten sonra ve bakıcı anlamıyorsa ya da uygun şekilde yanıt vermiyorsa kendine zarar verici davranışlar meydana gelebilir.

Müdahale. İfade edici lisanla ilgili olarak, bu kişilere fonksiyonel iletişim yetenekleri öğretilmelidir (Dyer & Larsson, 1997). Alıcı iletişim yetenekleriyle ilgili olarak, kişi kronik şekilde hasta olabilir (örn. sürekli baş ağrısı, bulantı) ve ne söylendiğine açık bir şekilde odaklanamıyor olabilir. Bu bazı gıda maddelerine olan duyarlılıktan ötürü olabilir. Ek olarak, işitsel entegrasyon eğitiminin (AIT) uzun vadeli hafızadan bilgilerin daha iyi alınması sonucu olarak alıcı lisan yeteneklerinin iyileştirebileceği konusunda kanıtlar bulunmaktadır (Edelson et al., 1999).

Sosyal İlgi

Çok sayıda çalışmada, kendine zarar vermenin sosyal olasılıkları araştırmıştır. Lovaas ve meslektaşları, sosyal sonuçları manipüle ederek kendine zarar verici davranışların sıklığını kontrol edebilmeyi başarmıştır (Lovaas et al., 1965; Lovaas & Simmons, 1969). Temel olarak, pozitif ilgi kendine zarar verici davranışların sıklığını arttırabilirken (örn. pozitif teşvik), davranışı görmezden gelme sıklığı azaltabilir (örn. bastırma).

Nelere bakmalı. Bir kendine zarar verme olayından sonra, bakıcının kişiye herhangi bir davranışta bulunup bulunmadığını/nasıl davrandığını gözlemleyin. Bu ilgi pozitif (örn. “Ne istiyorsun?”) veya negatif (“Öyle yapma”) olabilir. Kişinin negatif bir yorumu pozitif bir tavırda yorumlayabileceğini ve bunun sonucu olarak da davranış hala pozitif bir biçimde desteklenir.

Müdahaleler. Kişi davranıştan sonra genelde ilgi görüyorsa, ve özellikle bu ilgi pozitifse, bakıcı davranışı görmezden gelmek için elinden gelenin en iyisini yapmalıdır. Kişi kendini yaralayabileceği için bu mümkün değilse, bakıcı çok az mimik göstererek kişiyle olan temasını en aza indirmelidir (onaylayarak da değil onaylamayarak da değil).

Kişi aralıklı olarak davranış için destek alırsa (örn. ilgi) davranış devam edeceği için tutarlı olmak çok önemlidir. Aslında, aralıklı olarak desteklenirse davranış daha güçlü olur ve ortadan kalkmaya karlı daha dayanıklı olur. Bu kişiler ilgi görmek istedikleri için ve bu çoğu insan çok normal bir şey olsa da, ilgi gösterilmelidirler ama bu ilgi kendine zarar vermeye bağlı olarak gösterilmemelidir. Örneğin, kişi kendine zarar verici davranışlarda bulunmuyorken bakıcı kişiye ilgi göstermelidir (örn., kendine zarar verici olay olmadan geçen 10 dakikadan sonra pozitif ilgi). Kişiye ilgi göstermek için uygulanabilecek birçok sakınma stratejisi ve programı bulunmaktadır (örn. DRO –diğer davranışların ayrımcı bir şekilde teşvik edilmesi).

Maddeleri Elde Etme

Bir kişinin kendine zarar verici davranışlarda bulunmasının sebeplerinden biri de bir nesne ya da durumu elde etmektir (Durand 1986; Durand & Cremmins, 1988). Örneğin, bir kişi bir şey isteyip, onu elde edemeyip daha sonra kendine zarar verici davranışlarda bulunabilir. Ek olarak, kişi istenen nesne ya da etkinliği bazen alırsa, davranış pozitif biçimde teşvik edilmiş olur. Maisto ve diğerleri tarafından yapılan bir ankette (1978), hastaların %33’ünün “bir şey istedikleri” için kendilerine zarar verici davranışlarda bulundukları saptanmıştır.

Nelere bakmalı. Kendine zarar verici davranışlar tipik olarak bir şey isteyip de almadığında meydana gelecektir. Kişi bazen istediği şeyi kendine zarar verdiği sırada ya da hemen sonra elde eder.

Müdahaleler. Bu durumda, kişinin bakıcılarının kendine zarar verme olayı sırasında ya da sonrasında hiçbir şey vermemeleri gerekir. Kişi “istediği şeyi” sadece bazen elde ediyor olsa bile davranış devam edeceği için tutarlılık bu durumda da önem taşımaktadır. (Aralıklı teşvikle ilgili bir önceki açıklamaya bakınız.) Kişinin istediği şeyi elde etmek üzere talepte bulunmasına olanak sağlamak üzere bir davranışsal program da oluşturulabilir, ancak bunun kontrollü, sistematik ve saldırgan olmayan bir biçimde meydana gelmesi gerekir (örn. kişiye günün belirli saatlerinde seçenekleri vermek).

Kaçınma/Kaçma

Bazı kişiler “itici” bir sosyal karşılaşmadan kaçınmak ya da kaçmak için kendine zarar verici davranışlarda bulunur (Carr et al., 1976; Edelson et al., 1983). Kişi sosyal bir enteraksiyon öncesinde kendine zarar verici davranışlarda bulunarak sosyal enteraksiyon başlamadan önce kaçınabilir/kaçabilir. Alternatif olarak, kişi çoktan başlamış olan bir sosyal karşılaşmadan kaçmak (ya da bitirmek) için kendine zarar verici davranışlarda bulunabilir. Örneğin, bakıcı hastadan bir şey yapmasını isteyebilir (örn. oyun alanından çıkmak); ve kişi buna uymak istemiyorsa kendine zarar verici davranışlarda bulunabilir. Bunun neticesinde bakıcının başlangıçtaki talebi bırakılır ya da unutulur ve bakıcının ilgisi davranışı durdurmaya yönelir.

Nelere bakmalı. Bir “kaçınma” durumunda, odaya biri girdikten ya da kişiye yaklaştıktan hemen sonra kişi kendine zarar verici davranışlarda bulunmaya başlayabilir. Bir “kaçma” durumunda, kişi sosyal bir karşılaşma sırasında kendine zarar verici davranışlarda bulunmaya başlayabilir. Kişi kendine zarar verici davranışlarda bulunmaya başladıktan kısa süre sonra bakıcının istekleri (veya talepleri) genellikle unutulur.

Müdahaleler. Bu durumda bakıcının kişiden istediklerini/taleplerini “sürdürmesi” önem taşımaktadır. Kişi kendine zarar verici davranışlarda bulunursa, bakıcı davranış sırasında isteklerde bulunmaya devam edebilir ya da bakıcı ilgisini davranışı durdurmaya yöneltip daha sonra kişi uyum gösterene kadar istekte bulunmaya devam edebilir.

Kapanış Notları

Kişilerin neden kendilerine zarar verici davranışlarda bulunduklarıyla ilgili farklı sebepler olduğunu anlamak önem taşımaktadır. Edelson ve diğerleri (1983) aynı kişi tarafından sergilenen üç ayrı biçimde kendine zarar verme yöntemi gözlemlemiştir. Bu hasta toplam beş saat gözlemlenmiştir ve kendine zarar verici davranışlardan önce gelen ve sonra olan her şey kaydedilmiştir. Hasta kafasını dizine vurmuş ve sonrasında ilgi görmüştür; görevliler ondan bir şey yapmasını isteyince kendi karnını çimdiklemiş ve bir şey istediğinde verilmeyince kendi bileğini ısırmıştır.

Bir kendine zarar verme yönteminin birden fazla fonksiyona sahip olması da olasıdır. Örneğin, isteklerini iletişim yoluyla iletemediğinde ve istediklerini alamadığında bir kişi kendi bileğini ısırabilir.

Fonksiyonel analiz yapılırken, bazı durumlarda kendine zarar verici davranışın altında yatan sebep belirgin olmayabilir. Gözlemsel verilere dayanarak davranışın olası sebepleri en olasıdan en olmayacağa kadar düzenli bir şekilde sıralanmalıdır. Bu sıraya dizme farklı müdahalelerin uygulanma sırasını belirleyebilir.

Araştırmalar aynı zamanda, olabildiğince hakim-kararlı bir ses tonuyla yapılacak müdahalede (cezalandırma), kişiye kendi davranışlarına engel olması öğretilerek kendine zarar verici davranışların etkin bir şekilde azaltılabildiğini ya da ortadan kaldırılabildiğini göstermiştir. Davranış ciddiyse ve davranışı azaltmak için yapılan birçok girişim başarısız olduysa, davranışı durdurmak için ses tonunun düzeyi artırılarak otoriter tavrın dozajı artırılabilir. Görsel perdelemenin (örn. kişinin yüzünün önüne bir bez ya da beyaz kağıt parçası tutmak), kendine zarar verme ve saldırı gibi ciddi davranışları azaltmada epeyce etkin olduğu görülmüştür (Jones ve diğerleri 1991). Otoriter müdahale türlerine örnek olarak; ağıza limon suyu sıkmak, kişinin yüzüne spreyle su sıkmak, kişiyi geriye doğru yatırmak ve bazı durumlarda hafif elektrik şok kullanmak verilebilir. Otoriter güç kullanma stratejisi kullanılırken çok dikkat edilmesi gerekir. Örneğin, tutarsızlıktan kaçınılmalıdır, farklı ortamlar ve farklı bakıcılar arasında genelleştirme olmalıdır ve olası suiistimale karşı yerleşik muhafazaların oluşturulmalıdır.

Bir kişinin davranışı dikkatle incelenerek uygun müdahale hakkında makul bir şekilde sonuç çıkarılabilir. Bu strateji “deneme yanılma” yöntemine güvenmekten daha iyidir. Son olarak bu davranışı anlamaya ve tedavi etmeye çalışırken pozitif bir bakışa sahip olmak önem taşımaktadır. Kendine zarar verici olsa bile, davranış, genelde çoğu durumda kontrol edilebilir.

 

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir