LEONARDO DA VİNCİ HAKKINDA YAZI

Leonardo da Vinci Bruno Nardini’nin bir ustayı, bir dahiyi anlattığı bir yapıt. Kitap Leonardo Vinci’nin yaşamını anlatmakla kalmıyor dönemin Avrupası, özellikle de İtalya hakkında siyasal ve sosyal bilgilere ulaşmamızı da sağlamaktadır. Böyle olmasaydı Leonardo da Vinci’nin yaşamı oldukça yükseklerde bir yerde asılı kalırdı, bence. Bu yazımda Leonardo da Vinci’nin yaşamından çok yapıtta yer alan Batı, Osmanlı ve Türkler üzerinde duracağım.

Avrupa ve Fatih

Leonardoda Vinci kitabıLeonardo da Vinci’nin (1452) doğumundan bir yıl sonra Fatih 1453 yılında İstanbul’u aldı. Yeni bir çağ açıldı böylece. Ortaçağ Avrupasını anlamak Osmanlı ile kıyaslama yaparak okumak yapıtı daha iyi anlaşılır kılacağı görüşündeyim. Bugün İtalya olarak bildiğimiz devlet içerisinde yer alan bölgeler kendi başlarına birere devletti. Aralarında kıyasıya bir çekişme ve savaş vardı.

Leonardo da Vinci adlı yapıtın Avrupa’dan aktardığı görünümlerden bir iki örnek vermek istiyorum: Ortaçağ Avrupasında boş inancın yaygınlığı, kimi önemli kişiliklerin büyücü ve benzerlerine sormadan herhangi bir iş yapmıyorlar, küçük yaşta çocukların nişanlanmaları ülke yöneticilerince yapılıyor hem de… yapıtta anlatılanlara göre.

Yazarın, “Pazziler Suikastı” olarak söz ettiği bölümde din adamlarının bir takım çıkar ilişkileri içine girip kilise içinde cinayet işlenmesine kadar giden yolda yer alabildiğini görüyoruz. Hatta bu cinayetin sorumlularından Bernardo Bandini İstanbul’a kaçar. Osmanlı’ya sığınır. Ama ülkeler arası ilişkilerden kaynaklanan nedenlerden dolayı Fatih Sultan Mehmet tarafından geri verilir.

“… suikastın son kahramanı Bernardo Bandini Floransa’ya dönüyordu.

Kendi isteğiyle gelmiyordu, Fatih Sultan Mehmet’in yeniçerileri getiriyorlardı onu, zincire vurulmuş olarak. Lorenzo sultana mektup yazmış, vatana ihanet, adam öldürme ve katliam suçlarını işlemiş olan Floransalı bir yurttaşın, günümüz iliyle söylemek gerekirse, “ülkesine iadesini” talep etmişti.” (s.43)

Leonardo da Vinci ve Türkler

Leonardo da Vinci adlı yapıtında Bruno Nardini yer yer Türkler ve Osmanlılardan da söz etmektedir. Yapıtta dikkati çeken bölümler var. Bunlardan birisi Venedik Kuşatması sırasında Leonardo da Vinci’nin Türkler’e karşı kullanılmak üzere bir takım buluşlar yapmak için odasına kapanır. Çünkü Leonardo da Vinci, “Türklerin Isonzo Irmağı’nı geçmeden herhangi bir kara parçasından İtalya’ya gelemeyeceklerini gördüğüm için… başka hiçbir yere, söz konusu ırmağın kıyısına yapılacak kale kadar her yönden uygun kale yapılamaz…” (s.113) diye belirtir. Dalgıç giysisi üzerinde çalışmaya başlar.

“Sanatçı, açlığı ve uykuyu unutup su dolu bir teknenin içinde gözlüklü maskenin su sızdırıp sızdırmadığını, hava dolu tulumun kapasitesini, hava kapakçığının iyi işleyip işlemediğini, su altı giysisinin tasarımının mantıklı olup olmadığını sınıyordu.” (s.113)

Leonardo yaptığı çalışmayı Türklere karşı bir savunma olarak görmez. Bu olsa olsa bir kurtuluştur, onun gözünde. Ancak Leonardo kötü amaçla da kullanılacağını düşünerek bu buluşuyla ilgili notlarını yırtıp atar. Dalgıç giysilerinin buluşu böylece dört yüz yıl geriye atar, yok ettiği çalışmaları nedeniyle.

“..İnsanlar bu buluşu fütursuzca kullanacaklardı, Türk donanmasına karşı meşru savunma amacıyla değil, yeni ve daha tehlikeli bir korsanlık oluşturarak, başkalarına zarar vermek için.” (s. 114)

Bruno Nardini, Leonardo da Vinci’nin yaşamına bağlı olarak Osmanlı-Avrupa ilişkileri, Türkler ve Avrupa hakkında dikkate değer bilgiler de vermiş, yapıtında.

Bruno Nardini, Leonardo da Vinci, İtalyanca Aslından Çeviren Kemal Atakay, I. Basım : Temmuz 2009, Can Yayınları-İstanbul
 

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir