OTİSTİK BOZUKLUKTA İLAÇ TEDAVİSİ

Dr. Özgür YORBIK

Yaygın gelişimsel bozuklukların ortak özellikleri erken çocukluk döneminde başlamaları, yetişkin hayatında devam etmeleri, sosyal gelişimde ve etkileşimde anormalliklerin görülmesi, sınırlı aktivite ve ilgi alanının olmasıdır. Bunların dışında otistik bozuklukta bir çok belirti görülebilmektedir. İlaç tedavisi ile etkili olmasını beklediğimiz hedef belirtiler: hiperaktivite, öfke nöbetleri, irritabilite, içe çekilme, stereotipiler, agresif davranışlar, kendini yaralama davranışları, depresyon ve obsesif kompulsif davranışlardır. Hedef belirtiler farklı kronolojik yaşlara göre değişiklik gösterebilir. Erken çocukluk döneminde hiperaktivite, irritabilite, ve öfke nöbetleri belirgin olabilir. Daha büyük çocuklarda agresif davranışlar ve kendini yaralama davranışları önde gelen belirtiler iken, özellikle yüksek fonksiyonlu kişilerde olmak üzere, ergen ve yetişkinlerde depresyon, obsesif kompulsif fenomen işlevselliği aksatabilir. YGB’ u olan kişilerin yetişkin yaşamları boyunca önemli sınırlayıcı belirtileri vardır. Etkilenen bireylerin yaklaşık %66’ sında ciddi yeti kaybı vardır ve hiçbir zaman bağımsız sosyal işlevselliği olmaz.

Otizm ve otizmle ilgili bozuklukların patofizyolojisinde rol oynadığı düşünülen nörotransmitterden birisi serotonindir. Serotonerjik hücre bodylerinin majör yerleri ponsun üst kısımları ve orta beyindir – özgül olarak median ve dorsal raphe nukleuslar, ve daha az derecede caudal locus sereleus, area postrema ve interpedunküler alandır. Bu nöronlar bazal ganglia, limbik sistem ve serebral kortekse projekte olurlar. Otistik kişilerin %30-40’ ında tam kan serotonin (TKS) düzeylerinin arttığı bildirmiştir. Bu bulgu otizme özgül değildir. Otistik bozukluğu olmaksızın mental retardasyonu olan olgularda da bu gözlenmektedir. Mental retardasyonu olmaksızın otistik bozukluğu olan hastalarda yüksek insidansta hiperserotonemi gözlenmektedir. İlginç olarak YGB ve mental retardasyon tanılarının ikisini de alan hastalarda artış çok azında gözlenmiştir. Yapılan çalışmalarda otistik kişilerin TKS ve IQ düzeyleri arasında önemli ilişki bulunmamıştır. Bir çalışmada otistik çocuklarda kanda ve BOS’ ta serotonin içeren nöronlara karşı antibodiler bulunmuştur. Otistik bozukluğu olan yetişkinlerde yapılan triptofan deplesyon testi bu hastaların bazılarında ise santral 5-HT fonksiyonlarında azalmanın olduğunu ve otizmi olan kişilerin MSS 5HT nörotransmisyonundaki geçici dalgalanmalara daha duyarlı olduğunu desteklemektedir.

Otizmi olan çocuklarda fenfluramin ile yapılan çalışmalarda çelişik sonuçlar elde edilmiştir. Fenfluramine indirekt 5HT agonistidir. Presinaptik 5HT’ nin salınımını arttırır ve 5HT geri alınımını engeller. Çelişik sonuçların bildirilmesi hayvan çalışmalarında 5HT nöronlarında geri dönüşü olmayan hasara yapması nedeni ile fenfluramin otizmin rutin tedavisinde önerilmemektedir.

5HT1A parsiyel agonisti anksiyolitik ajan olan buspirone’ un preklinik çalışmalarda 5HT fonksiyonunu arttırdığı gösterilmiştir. Buspiron 5HT1A reseptörlerine yüksek affinite gösterir, düşük dozlarda serotonin agonisti gibi etki yapar. Dopamin 2 reseptör antagonisti gibi işlev görebilir. Otizmi ya da otizm ile ilgili bozukluğu olan çocuklarda ve yetişkinlerde yapılan çeşitli açık çalışmalarda buspironun hiperaktivite, stereotipik davranışlar ve agresyonun iyileştirilmesinde yararlı olduğu ileri sürülmüştür. YGB’ un patofizyolojisinde 5HT1A reseptörlerinin rolünün anlaşılması için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.

5HT2 antagonisti ve yüksek dozlarda agonist özellikleri olan trazodon’ un YGB olan kişilerin agresif davranışlarının tedavisinde etkinliğini destekleyen bulgular vardır. Ancak trazodonunun etkinliği ile ilgili yeterli çalışma yoktur.

Obsesif kompulsif bozukluk YGB olan çocuklarda sıklıkla bildirilmektedir. OKB belirtilerinin tedavisinde etkili olabileceği düşünülen ilaçlardan birisi klomipramindir. Klomipraminin farmakolojik etkisi serotonin, dopamin, norepinefrin ve opioid sistemlerle ilgilidir. Klomipramin nonselektif olarak serotonin geri alımını engelleyerek serotoninin elde bulunabilirliğini arttırmaktadır. Kronik klomipramin uygulanması ile diğer ilginç düzenlenme santral opiodi reseptörlerinde oluşan down regülasyondur. Kısa süreli olarak uygulandığında analjezik etkisi ve potansiyel morfin etkisi vardır. Kronik uygulanmasından sonra klomipramin analjezik etkisini yitirir. Trisiklik antidepresif olan klomipraminin otistik bozuklukta yararları ile ilgili ile çelişik bilgiler vardır. YGB olan çocuk, ergen ve yetişkinlerde çalışılmıştır. Yetişkinlerde klomipramin tedavisinden sonra tekrar edici düşünce ve davranışlar, sosyal iletişim, agresyonda, iyileşme, çocuk ve ergenlerde öfke ve hiperaktivitenin iyileştirilmesinde ve otistik belirtilerin kontrolünde clomipramini imipramin ve plaseboya üstün olduğu bildirilmiştir. Ancak daha sonra yapılan çalışmalarda etkisiz olduğu ve çocuklarda ilaca kötü tolerans ile olumsuz kalp etkileri (QT uzaması ve ciddi taşıkardi), grand mal nöbetler, davranış toksisitesi, sık konstipasyon, kateterizasyon gerektiren üriner retansiyon gibi önemli yan etkiler bildirmiştir. Trisiklik antidepresiflerle nöbet oranı yaklaşık 1/1,000 arasında değişmektedir. Beyin zedelenmesi ya da MSS disfonksiyonu nöbet eşiğini düşürmektedir.

YGB’ ta SSRI’ lar 5HT transport sistemine özgül olmaları, yan etkilerinin daha az olması, kardiotoksititelerinin olmaması, nöbet eşiğini düşürmemeleri ile trisikliklere göre daha güvenli ilaçlardır.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir