Otizm ve Kaynaştırma 2

Kaynaştırma otizmli çocukların genel eğitim sınıflarına yerleştirilmesi değildir. Çünkü otizm karmaşık bir durumdur ve bu tanıyı alan çocuklar, ortak özellikleri olsa da, birbirlerinden çok farklı özellikler sergilerler. Bazılarının ağır derecede öğrenme güçlükleri ve zihinsel yetersizlikle birlikte ortaya çıkan dil ve konuşma problemleri vardır, bazıları ise yaşıtları ile aynı düzeyde bilişsel becerilere sahiptirler. Bazı çocukların öz bakım becerileri ve uyumsal davranışları akranlarından geridir ve farklı nedenlerle ortaya çıkan yoğun problem davranışlar sergilerler. Bazı uyaranlara karşı aşırı duyarlı olan otizmli çocukların bazılarında motor becerilerde de problemler görülebilir. Otizm tanısı almış bazı çocuklar çok hareketli iken, bazı çocuklar çok hareketsizdirler ve hiçbir şeyle ilgilenmeden uzun süre oturabilmektedirler. Bu nedenlerle otizmli çocuklarla çalışacak öğretmenlerin bu çocukların özelliklerini ve davranışlarını bilmeleri, konuya ilişkin bilgi ve becerilere sahip olmaları gerekmektedir. Öğretmen, idareci ve anne babaların otizm konusunda bilgi ve deneyime sahip olmamaları, kaynaştırma uygulamalarının başarılı olmasını ve çocuk için belirlenen hedeflere ulaşılmasını engellemektedir.
Kaynaştırmanın otizmli çocuk için beklenen yararı sağlaması, anne baba, özel eğitimci, kurum müdürleri ve sınıf öğretmenlerinin işbirliği ile çalışmasına bağlıdır. Ancak tam zamanlı kaynaştırmanın, yani otizmli çocuğun bir okul gününün tümünü akranlarıyla aynı sınıfta geçirmesinin bütün otizmli çocuklar için uygun olmayabileceği düşünülmektedir. Bazı araştırmalarda genel eğitim sınıflarının bu çocuklara daha fazla sosyal etkileşim ve iletişim fırsatı sağladığını, daha fazla ve farklı beceriler öğrenmelerine yol açtığı görülmüş olsa da, bu araştırmalarda genellikle hafif derecede yetersizlikleri olan otizmli çocukların kaynaştırılmasına odaklanılmıştır. Bu nedenle, otizmli çocukların hepsi için kaynaştırmanın uygun bir eğitim seçeneği olamayacağı, bunun yerine eğitimde temel hedefin kaynaştırma yerine, “çocukların eğitimsel gereksinimlerinin en iyi şekilde karşılandığı eğitim ortamlarına yerleştirilmesi” olarak belirlenmesi gerektiği önemle vurgulanmaktadır.

Kaynaştırma sürecinde otizmli çocuktan beklenen en temel görev grup içinde öğrenmesi ve gruba uyum sağlamasıdır. Kaynaştırmanın ilk uygulandığı yıllarda , genel eğitim sınıflarında öğretim yapılırken üç önemli noktaya dikkat edilmesi gerektiğini söylemiştir. Birincisi öğretimin bireyselleştirilmesidir. Öğretmen sınıftaki çocukların özelliklerinin heterojen olduğunu, otizmli çocuk ta dahil olmak üzere tüm çocukların beceri ve yetenek düzeylerinin birbirinden farklı olduğunu kabul etmelidir. Bu durumda yanıtlanması gereken temel soru “tüm sınıfa öğretim yaparken öğretim nasıl bireyselleştirilir?” sorusudur. Bu nedenle sınıf öğretmenlerinin öğretimi öğrencilerin yetenek ve beceri düzeylerine göre bireyselleştirebilmeleri için hem otizmli çocuklar hem de öğretimin bireyselleştirilmesi konusunda bilgi edinmiş olmaları gerekmektedir.

Genel eğitim sınıfında otizmli çocuğun olduğu durumda göz önüne alınması gereken üçüncü nokta sınıfta sürekli olarak değişen farklı uyaranlar bulunmasıdır. Örneğin zil çalar, öğretmen ödev kağıtları dağıtır, sınıfta şarkı söylenir, farklı materyaller kullanılır, öğretmen şakalar yapar. Bu durumda otizmli çocuk, bireysel eğitimde hiç sorun yaşamazken, genel eğitim sınıfında bazı problem davranışlar sergileyebilir. Gürültüden rahatsız olarak kulaklarını kapatabilir, hareketlerden rahatsız olarak anlamsız sesler çıkarabilir ya da öğretilenlere dikkatini vermeyebilir. Bu nedenle otizmli çocuğun etrafında diğer çocuklar varken, verilen görev üzerinde çalışma becerilerinin olması çok önemlidir. Bir başka deyişle, çocuk etrafında dikkatini dağıtan birçok uyaran varken, verilen görev / ödev üzerinde çalışabilmelidir. Bu nedenlerle otizmli çocukların kaynaştırma ortamlarındaki başarılarını artırmak için anne babalar ve özel eğitim öğretmenlerinin özellikle bağımsız çalışabilme ve dikkatini toplama toplama becerilerini kazandırmak için işbirliği yapmaları gerekir.

Otizmli çocukların özel eğitim programlarında çocuk için işlevsel olan ve bağımsız yaşamalarını kolaylaştıracak becerilerin yer alması önemlidir. Ne yazık ki birçok otizmli çocuğun programında takvim yaşlarına uygun olmayan, doğal ortamları için işlevsel olmayan beceriler yer almakta; bu beceriler genellikle doğal olmayan ortamlarda öğretilmektedir. Örneğin oyun becerileri özellikle küçük çocukların hem takvim yaşlarına uygun olan, hem işlevsel olan hem de ev, okul, park gibi doğal ortamlarda kullanılan becerilerdir Buna karşın bazı öğretmenler ve bazı aileler bu becerileri kavram, dil ve diğer akademik becerilere göre daha az önemli görürler. Sonuç olarak işlevsel ve yaşa uygun becerileri öğrenmeyen ya da öğrendikleri becerileri doğal ortamlarda kullanamayan çocuklar hem genel eğitim okullarına hem de yetişkin yaşamına etkili bir şekilde hazırlanmamış olurlar. Bu nedenle otizmli çocuklara, özellikle okul öncesi yıllarda, kaynaştırma ortamlarında / genel eğitim okullarında başarıyı sağlayacak becerilerin öğretilmesi bir gereklilik olarak kabul edilmektedir.

Erdi Kanbaş
Özel eğt. Uzm.
Beyazokul.com

(KAYNAKÇA: www.tohumotizmportali.org)

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir