Otizmdeki İnanılmaz Artış Gerçek Rakamları Yansıtmakta mıdır?

Yeni Araştırmalar Otizmde bir Yükseliş Olduğunu Göstermektedirler: Peki Bu Artış Gerçek midir?
(05.10.2009 Tarihli Time dergisinden Claudia Wallis tarafından yazılan yazı)

Yüz Amerikan çocuğundan bir tanesinde Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) görülmektedir. Bu sok edici yeni istatistik, 2007 yılında her 150 çocuktan bir tanesi olarak tahmin edilen sayıyı arkada bırakarak pazartesi günü Federal Hükümet tarafından resmen açıklanmıştır. Bu yeni rakam, A.B.D.`de otizmin görülme oranını İngiltere, Japonya,İsveç ve Kanada ülkeleri tarafından rapor edilen oranlarla ayni seviyeye çekmektedir. Bu rakamlar hükümet fonuyla gerçekleştirilen çok farklı iki ayrı araştırmanın bulgularına dayandırılmaktadır. Bu araştırmalardan biri Sağlık Kaynakları ve Hizmetleri İdaresi ( Health Resources and Services Administration – HRSA) tarafından 78.037 ebeveynle yapılan telefonla tarama anketleridir, diğeri de Hastalıkla Mücadele ve Önlem Merkezi(Centers for Disease Control and Prevention CDC) tarafından çok detaylı olarak icra edilen ulusal tarama anketleridir. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Departmanı, Ulusal Sağlık Enstitüsü ve Hastalıkla Mücadele ve Önlem Merkezinin (CDC) en üst yetkilileri 2 Ekimde yaptıkları basın konferansında yeni rakamları açıklamaya çalıştıklarında; kaygıları yatıştırmaya, kamuya da büyük oranda hükümet kaynaklarının otizmi anlamaya yönelik araştırmalara ayrıldığının teminatını vermek için olağanüstü bir dikkat ve temkin gösterdiler.

Hastalıkla Mücadele ve Önleme Merkezinden Ileana Arias konuşmada su görüşleri dile getirdi : “ Otizm Spektrum Bozukluklarının görülme sıklığındaki ölçülen belirgin artış konusunda çok kaygılıyız. Ancak bu değişikliği yorumlarken çok dikkatli olunmasını talep etmekteyiz. Teşhisteki artışlar daha fazla çocukta otizm spektrum bozukluğu olduğu anlamına gelmemelidir. Hâlihazırda elimizde bulunan son bilgiler maalesef bize bu belirgin artısın gerçek bir artış olup olmadığı, ya da otizm spektrum bozukluklarını tanımlama ve teşhisteki değişikliklerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda bize gerçekçi çıkarımlar yapmamıza izin vermemektedir. “
Gerçekten de otizm rakamlarındaki bu dramatik artısın nedenleri konusunda bilimsel ve kamu sağlığı çevrelerinde büyük oranda bir belirsizlik var. Otizm vakalarındaki gerçek artısın dışında bazı etkenler bu rakamların şişmesine neden olmuş olabilir. Bu etkenlerin arasında ebeveynlerin, çocuk doktorlarının ve eğitimcilerin otizm konusunda daha bilinçlenmiş olmaları, geçmiş yıllara oranla otizmin daha geniş bir spektrumda tanımlanması ki geçmişte sadece otizm bozukluğunun en ağır sekli tanınmaktaydı ( oysa günümüzde Otizm Spektrum Bozukluğu, Asperger sendromu ve yaygın gelişimsel bozukluk, baksa turlu adlandırılamayan seklindeki daha hafif sekilerlini de içermektedir), otizm spektrum bozukluklarının günümüzde artik pek çok durumda 2 yas civarında tanınması, yani daha erken yaslarda teşhis edilebilmesi, ve otizm spektrum bozukluğundaki çocuklara yönelik artan özel hizmet ve müdahale imkânları sayılabilir.

Fakat tamamıyla bu etkenlerin otizm rakamlarındaki büyük artışa yol açıp açmadığı belirgin değildir. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü Başkanı Thomas Insel cuma günü yapılan basın toplantısında yeni araştırmaları tartışırken : “Bu yükselisin tamamını bu tur etkenlerle açıklayabileceğimizi düşünmüyorum. Bu rakamların altında gömülü kalan gerçek bir artış söz konusu olabilir” dedi.
Federasyonda oluşan bu telaş ve dikkat, Sağlık Kaynakları ve Hizmetleri İdaresi tarafından gerçekleştirilen anketin Pediatrice (pediatri) dergisinde yayınlanmasından kaynaklanmaktadır. 2007 Yılının Ulusal Çocuk Sağlığı Anketinin bir kimsi olarak gerçekleştirilen ankette bazı çeldirici veriler bulunmaktaydı. Bunlardan en dikkat çekeni ebeveynler tarafından yasları 3 ila 17 arasında değişmekte olan 91 çocuktan bir tanesinin (%1,1) otizmli olarak tanımlanmasıydı. Kızlara oranla 4 kat daha fazla otizm görülme sıklığı olan erkek çocuklarında bu oran 58 çocuktan biri olarak tespit edilmiştir. Daha da ilginç olan verilerden bir tanesi, bir başka grup çocuğun ( örneklem grubunun %0,6`si) ebeveynlerinin geçmişte çocuklarının bir Otizm Spektrum Bozukluğu tanısını aldıklarını ancak artik bundan muzdarip olmadıklarını söylemeleriydi.
Sağlık Kaynakları ve Hizmetleri İdaresi araştırmacılarından ve araştırmanın oncu yazarı olan Michael Kocan, yasam boyu yaşanan bir durum olan otizmin bu şekilde ortadan kalkmış olan vakalarını nasıl açıklayabileceğini bilemediğini itiraf etti. Ancak otizm tanısı almış olan çocukların yaklaşık %40`I ebeveynlerine Gore artik bu hastalıktan muzdarip değillerdi. Kogan`a göre bu çocuklar gelişimsel gerilik gibi başka durumlardan muzdarip iken gerekli hizmetleri alabilmek için otizm tanısı almış olabilirler. Veya bu çocuklar çok küçükken sadece deneme surecinde otizm tanısı almışken zamanla bu bozukluk elemine edilmiştir.
Ebeveynler arasında yapılan anket, diğer gruplara oranla his panik olmayan beyazlar arasında otizmin daha fazla teşhis edildiğini göstermektedir. Afrika kökenli Amerikalı çocuklar beyazlara kıyasla %57 daha az sayıda herhangi bir otizm spektrum bozukluğu tanısı almışken bu gruptaki çocuklarda da konulmuş olan taninin daha sonra ortadan kalkmış olması durumu daha fazla görülmüştür. Ebeveynler tarafından en çok otizmin hafif sekilerli rapor edilmiştir. Ebeveynlerin yarısı çocuklarında otizm spektrum bozukluğunun hafif bir sekli olduğunu söylerken, üçte biri çocuklarının durumunun orta ağırlıkta olduğunu, geriye kalan ebeveynlerin %17`siyse çocuklarında en ağır sekliyle otizm olduğunu söylemişlerdir. Ebeveynlerden toplanan veriler ayni zamanda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış olan 10 çocuktan 9`unda (yani %87`sinde) dikkat eksikliği bozukluğu ve kaygı bozukluğu gibi başka ruh sağlığı sorunlarının da bulunduğunu göstermişlerdir.
Araştırmaya dahil olamayan uzmanlar herhangi bir sağlık durumunun görülme sıklığını ölçmede ebeveynlerle yapılan anketlerin altın bir standart olamayacağı konusunda uyarıda bulunmaktadırlar. Drexel Universitesi, Kamu Sağlığı Yüksek Okulunun oncu otizm epidemiyologlarindan Craig Newschaffer : “Ebeveynlerin %40`inin çocuklarının daha önce otizm spektrum bozukluğu tanısı almış olmalarına rağmen bu durumlarının artik otizmin tanı kriterlerine uymadıklarını söylemeleri bu ankette yapılan vaka ihbarlarının aşırılığını göstermektedir. Ancak bu anket, daha öncesine kıyasla, otizmin son on yılda düşünüldüğünden daha yaygın olduğunu anlamamızı sağlamıştır“ dedi.
Belirgin olan husus bu anket sonucunun daha titizlikle yapılan başka araştırmaların %1 otizm oranıyla eşdeğerde bulgularda olmasıdır. Güney Kore`de Otizm Spektrum Bozukluğunun yaygınlığını belirlemek için çalışmalarda bulunmuş olan George Washington Üniversitesi otizm araştırmacılarından Richard Roy Grinker`a Gore “ Bu sonuçlar bilim adamlarının yakınsak geçerlilik dediklerini bize sunmaktadırlar. Yani ağaçları nasıl sallarsan salla %1 sayısına ulaşılmaktadır “ dedi.
Hastalıkla Mücadele ve Önlem Merkezinin (CDC) ulaştığı %1 rakamı ise ebeveyn anketlerinden daha esaslı bir araştırma sekline dayanmaktadır. Hastalıkla Mücadele ve Önlem Merkezi, 8 yaş çocuklarına ait tıbbi ve özel eğitim raporlarını toplamak için ülke çapında Otizm ve Gelişimsel Engellilerin Takibat Ağı (ADDM =Autism and Developmental Disability Monitoring network) adi verilen 11 siteyi kullanmaktadır. Araştırmacılar ve klinikçiler bu raporları tarayarak konulan teşhisleri teyit etmeyi ve gözden kaçan çocukların tespit edilmesini amaçlamaktadırlar. Hastalıkla Mücadele ve Önlem Merkezinin araştırmasının ayrıntılarının aralık ayına kadar yayımlanması beklenmemektedir. (aralık-2009)
Otizmle mücadele çevreleri otizme yönelik ( özellikle de olası çevresel nedenlerin ve tedavi imkânlarının daha fazla araştırılmasına yönelik ) daha fazla araştırmaların yapılmasını talep ederek federasyonun bu yeni bulgularına tepki verdiler. ABD`deki en büyük otizm spektrum bozuklukları grubu olarak bilinen Autism Speaks (Otizm Konuşuyor) grubunun bilimsel başkanı Geraldine Dawson : “Otizmin nedenlerini ve biyolojisini anlayarak daha etkili tedavi yöntemleri bulabilmemiz için otizmin araştırılmasına yönelik daha fazla kaynakların sunulması zaruridir” dedi.
Federal yetkililer bu kaygıyı göz önünde bulundurarak son yıllarda otizme ayrılan federal bütçenin arttığını özenle vurguladılar. Sağlık Kaynakları ve Hizmetleri İdaresinin (HRSA) Ana ve Çocuk Sağlığı Dairesine nezaret eden Peter Van Dyke`a Gore Başkan Obama, HRSA`nin otizmle ilgili programlarına ayrılan 42 milyon $` in 2010 yılında 48 milyon $ `a çıkartılmasını teklif etmiş. Kurumlar arası Otizmin Koordinasyonu Komitesinin başkanlığını yürüten Insel, gelecek iki yılda diğer hastalıklar arasında sadece otizme yönelik federal tevsik fonlarının 85 milyon $`a çıkartılmasının hedeflendiğini belirtti.

Çeviren : Belma Sezgin Yüksel

 

 

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir