OTİZMİN NE OLDUĞU…

‘YAKINLARIM HÂLÂ OTİZMİN NE OLDUĞUNU ANLAMIYOR’
Otizm hakkında ne biliyoruz? Ya da bizi ilgilendirmediğini düşündüğümüz konuları ne kadar öğrenmek istiyoruz? Bizim gibi olmayanları ne kadar anlayabiliyoruz? Anlamak için bir çaba sarf ediyor muyuz?

Birsen Başar, Hollanda’nın Breda kentinde yaşayan, Türkçe, Hollandaca, İngilizce ve Fransızca olmak üzere dört dil bilen, 24 yaşında otistik bir genç kız. Defalarca medya yayınları tarafından ‘yaşadıklarının başkalarına hitap etmediği’ gerekçesiyle geri çevrilen, bazen bir cevap bile alamayan, isyan eden ama hiçbir zaman vazgeçmeyen bir kız. Sesi şimdiden Belçika, Hollanda ve Türkiye’de duyulmaya başlandı bile…

‘Ben de Fark Edilmek İstiyorum’ adlı otobiyografik bir kitap yazan Birsen Başar’la düşünceleri, hisleri ve planları üzerine konuştuk.

»Kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Birsen Başar, 24 yasındayım. 21 yaşındayken otist olduğumu öğrendim… İşletme bölümünü bitirdim. 2008’de yaptığım araştırmada kendim gibi yetişkin Türk otistikler aradım ama bulamadım. İnsanlara otistik olduğumu söylediğimde bana inanmadılar, onlarla dalga geçtiğimi düşündüler. Bunlar beni çok üzdü. İnsanlara hayatımı ve yaşadıklarımı anlatmak için bir kitap yazmaya karar verdim. İlk önce Türkçe yazdım, sonra Hollanda’daki insanların da ilgileri olduklarını fark ettiğim için Hollandacaya çevirdim. Otizm çalışmalarım yanında part time olarak Breda Belediyesi’nde bir memur olarak çalışıyorum.

»Teşhis konulmadan önceki süreçte neler yaşadınız?

Arkadaşlarım, çevrem yoktu. Depresyondaydım daima. Yaşamak istemiyordum. Hayatımdaki zorlukların sadece bana ait olabileceğini düşünüyordum. Yardım aramaya giderek, bir çözüm bulmaya çalıştım ama doktorlar problemlerimi sadece dinliyor, bunun dışında bir şey yapmıyorlardı.

»Neden teşhis konulmakta bu kadar gecikildi?

Ben bunu doktorların hatası olarak nitelendiriyorum çünkü ben 13 yaşımdan beri yardım arıyorum. Aynı zamanda Hollanda’da son bir kaç senedir normal ve yüksek zekalı olan yetişkinlere otizm teşhisi veriliyor. 50 ve 60 yaşında olanlara bile aynı teşhis verilebiliyor. Amsterdam Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmada yabancı kökenlilere otizm teşhisinin daha az koyulduğu ortaya cıktı. Doktorlar rahatsızlığı davranış bozukluğuna değil, kültürlerine ve dil problemlerine bağlıyorlarmış.

»Otist olduğunuzu öğrenince neler hissettiniz?

2007 yılında, bana otizm teşhisi koyuldu. Otizm hakkında daha önce hiçbir şey duymamıştım, ne olduğunu bilmiyordum. Bu yüzden bir şey hissetmedim. Doktor otizmin hayat boyunca süren bir şey olduğunu ve ilacı olmadığını söyledi. Zamanla bu konu üzerinde kitaplar okuyarak ve diğer otistiklerle konuşarak ne olduğunu anlamaya başladım. Otizm teşhisi sayesinde kendimi daha iyi anlıyorum ve bazı zorlukların nerden kaynakladığını biliyorum. Bazen otistik olmama isyan ediyorum. ‘Neden ben?’ diyorum.

»Aileniz ve çevreniz bu durumu nasıl karşıladı?

Annem ve babam otizm kursuna giderek beni daha iyi anlıyorlar. Diğer akrabalarım ise otizmin ne olduğunu hâlâ anlamıyor, anlatmaya çalıştığımda ise bana insanlarla iletişim kurarsam geçeceğini söylüyorlar. Buna katılmıyorum çünkü çok defa denedim iletişim kurmayı ama başaramadım. Büyük insan gruplarında kendimi kötü hissediyorum ve oradan uzaklaşmak istiyorum.

»Otizmin sosyal ve özel hayatınıza etkileri neler?

Hiçbir zaman gerçek ve güvenebileceğim bir arkadaşım olmadı. Türküm ama Türk arkadaşım yok. Ben de Türklerle konuşmak istiyorum. İnsanlarla konuşmaya çekiniyorum, ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Onlarla konuşunca beni reddetmelerinden korkuyorum. Bütün her şeyi paylaşabileceğim arkadaşlarım olsun istiyorum. Duygusal yönden geriyim, şakaları anlamam, kelimeleri harfi harfine anlarım ve bunun yüzünden kızıp gidebilirim. Erkek arkadaşım hiç olmadı. Olmasını istiyorum ama beni böyle olduğum gibi kabul ederler mi bilmiyorum. Otistik olduğum için bazen çok isyan ediyorum.

»Bize bu yıl Türkiye’de, Belçika’da ve Hollanda’da yayınlanacak olan kitabınızdan bahseder misiniz?

Kitabımda küçüklüğümden bugüne dek bütün yaşadıklarımı anlattım. Örneğin anaokul, ortaokul, lise ve üniversitede ne gibi zorluklar çektiğimi ve öğretmenlerin hiçbir şey yapmadıklarını. Bunun dışında otizmin özelliklerini anlattım. Mesela dürüstlük, değişiklik, dokunuş ve güzel laflar, takıntılar, kelimeleri harfi harfine anlamak (şakaları anlamamak), iyi hafıza, ezber, sosyalleşme ve yemek problemi, depresyon, ses ve görüntü gibi uyarılardan rahatsız olmak, göz teması kurmak vs. Bu özellikleri kendimden yola çıkarak anlattığım için insanlar otizmi daha iyi anlayabilirler. Türkiye’de kitabımı çıkarmak için çok uğraştım. 7 yayınevi kitabımı basmayı reddetti. Sonunda Ankara’daki İLGİ Derneği kitabımı bastırma kararı aldı.

»Birkaç dil konuşabildiğinizi duymuştum. Hangi dilleri konuşuyorsunuz?

Fransızca, Hollandaca, Türkçe ve İngilizce biliyorum. Hollandacam ve Türkçem anadillerim ama Hollandacam Türkçemden daha ileri düzeyde. İngilizceyi iyi biliyorum ve Fransızca da konuşabiliyorum. Fransızcamı ilerletmek için kursa gidiyorum.

»Hollanda’da otizm konusunda ne gibi faaliyetlerde bulundunuz?

Hollanda’da, Hollanda Otizm Vakfı ile çalışıyorum. Bu seneki kongrelerinde, 8 ve 9 Ekimde, 1500 kişiye otizm hakkındaki deneyimlerimi anlatacağım. Bunun dışında üniversitede, kurum ve kongrelerde bir Türk otistik olarak yaşadıklarımı anlatıyorum. Hollanda’daki insanlar otistik olan yabancılar hakkında çok az bilgiye sahip. Benim anlattıklarım otizm açısından yabancı kültürleri anlamalarını sağlıyor. Türkiye ve Hollanda’da medyayla kendim iletişim kuruyorum. Bütün her şeyi kendim yapıyorum. Hollanda’da otizm hakkındaki deneyimlerimi anlatmak için iki kere televizyona çıktım. Türkiye’de de insanlara otizmle olan deneyimlerimi anlatmak istiyorum. Türkiye benim diğer yarım.

»Bundan sonraki planlarınız, hedefleriniz neler?

Otizmi, belki bir dernek kurarak, Hollanda’da ve Türkiye’de tanıtmak ve yeni kitaplar yazmak istiyorum. Örneğin şu an Hollandaca bir şiir kitabı yazmaya başladım ama bilimsel bir kitap da yazmak istiyorum. Otizm hakkında Türkiye ve Hollanda’da konuşmalar yapmak, bu ülkelerdeki otizm derneklerinde bir görev almak istiyorum. Breda Belediyesi’nde kalmak ve belki ilerde görevlerimi arttırmak istiyorum. Arkadaşlarımın ve bir eşimin olmasını istiyorum. Beni ben gibi kabul eden ve terk etmeyen. İlerde tek başıma bir eve çıkmak istiyorum, hep anne ve babama sığınamam. Ve mutlu olmak istiyorum.

Türkiye’de 500 bin otistik var

»Buradan okuyuculara söylemek istediğiniz, bilmeleri gerektiğini düşündüğünüz, paylaşmak istediğiniz bir şey var mı?

Otizmin çok geniş bir semptom yelpazesi var. Lütfen Türkiye’deki teşhisleri olmayan gençleri unutmayalım. Biliyor musunuz, Türkiye’de 500 bin otistik var. Otizm sadece ağır otistik olarak biliniyor ama bu yanlış. Çok çeşit insan olduğu gibi, her otist de aynı değil, zekaya bağlı olarak değişim gösteriyor. Otizm sadece çocuklarda değil, bütün yaş gruplarında kendisini gösterebiliyor. Şimdiki çocuklar geleceğin yetişkinleri. Bilgilendirme acilen şart!

ÖZGE BAŞAK TANELİ
Birgün Gazetesi

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir