Renklerin İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri

Renk kavramı yaşamın her alanında etkin olan bir kavramdır, renklerin insan psikolojisine etkisi bu nedenle çok fazladır. Bilinç düzeyimiz açık olduğu sürece beynimize de çevremizden sürekli uyaranlar akıyor. Beynimize ulaşan ham uyaranlar işleniyor, kullanıma hazır hale getirilip duygularımıza gönderiliyor. Uyaranların işlenmesinde, beynimizin  beynin nörokimyasal özellikleri belirleyici olmakta. Bununla birlikte aldığımız eğitim, yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, duygularımızı şekillendirip dış dünyaya davranışlarımız aracılığı ile geri bildirimde bulunuyoruz.

Sabah uyanıpta dışarıyı merak etmeyenimiz var mı?  Daha o an renklerin insan üzerine etkileri kendini gösterir. Perdenin kenarından baktığımızda siyah bulutların gökyüzünü kaplamış olduğunu algıladığımız an nasıl bir duygu içine düşüyoruz acaba?

“Tabi üç boyutlu düşündüğümüzde havanın siyah bulutlu olmasını isteyenlerin sayısının da az olmadığını düşünmemiz gerekiyor.”

Yine aynı şekilde perdeyi araladığımızda masmavi bir gökyüzünde sarı bir lamba gibi asılı duran güneşin altında, taze yeşil otlar arasında mor menekşeler, kırmızı hüsnü-yusuflar, horoz ibikleri, limon sarısı papatyalar, bol oksijenli hafif bir rüzgârda titreyen cam gibi koyu yeşil ağaç yaprakları, rengârenk çevremizden beynimize düşen algıları, coşkulu bir iştahla işleyip duygularımıza döktüğümüzde “oh be” diyerek geri bildirimimizi davranışlarımızla gösteriyoruz.

Siyah beyaz hava da neden “oh be” demiyoruz da, renklerle süslenmiş bir çevreye neden “oh be” diyebiliyoruz?

Renklerin İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri için Renk psikolojisi’nin yeni bir bilim dalı olduğunu belirtmek sanırım yeterlidir.  İnsan psikolojisi üzerinde renklerin önemi “belki de tüm canlılar için” yaşantılarımızda ciddi bir yere sahiptir. Çevremizde sıkça duyduğumuz renkler ve zevkler farklı olduğuna göre bu farklılığımızı nitelik ve niceliklerimizin belirlediğini söyleyebiliriz.
-Mavi rengi seviyorum.
-Ben kırmızıyı seviyorum.
-Bisiklete binmeyi seviyorum.
-Ben klasik müziği sevmiyorum.
Renk dünyamız ve zevklerimiz geliştirilip değiştirilebilir mi?
İçinde bulunduğumuz çevre, sosyo-ekonomik durum, aldığımız uyaranları işlerken şu anki yaşımıza kadar aldığımız eğitimin yaratıcılık özelliği, buna bağlı ambargosuz açık beyin, yaşantı zenginliği, sürekli değişen hava gibi renklerimiz ve zevklerimizde değişkenlik gösterip, gelişebilir,  değişebilir.
Algıladığımız renkler duygularımızı nasıl şekillendirebiliyor? Bazı köprüleri maviye boyamak, intihar olaylarını azalttığı  ilköğretim okullarının bahçe duvarlarını maviye boyamak, çocukların yaramazlıklarını azalttığını, başarı düzeylerini artırdığını, hapishane parmaklıklarının pembeye boyanması gerginlikleri  azalttığı  yönünde düşünceler önem kazanmıştır.

Yine beyazın saflık temizlik rengi olduğunu, kiri sevmediğini hepimiz biliriz. Mavi ve yeşil sakin, soğukkanlı  (soğuk) renkler olduğu için uykuya iyi geldiği bilinmektedir. Spikerlerin programdan önce yeşil renkli odalara alınarak sakinleştirildikleri bilinmektedir. Kırmızı, sarı , turuncu renkler hareketli sıcak kanlı (sıcak) renkler olduğundan, hiperaktif çocukların bulundukları ortamlarda bu renkler kullanılırken iyi düşünülmesi gerekir. Hiperaktif çocukların bulundukları ortamının (oda duvarları) yeşil olması ve klasik müzik dinlettirilmesi bu çocukların rahatlamasını sağlayabilir.

Zayıf ve daha ağır başlı görünmek için siyah tercih edilmekte.

 

Yakup YAZICI

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir