Üniversiteye Hazırlanan Çocuklar

Geleceğini sınava bağlamış bir nesil tüm dünyada kabul gördü bile. Toplumsal ilişkilerin içerisinde bir belirleyen daha oldu. Herkesin üniversite okuması.  Öyleki üniversiteye hazırlanan birey olmak ona ek yükler, ek avantajlar ek ayrımcılıklar bile getirdi. Aile içerisinde yemek saatleri misafir kabulleri, sohbetler ve en önemlisi arkadaşlık ilişkileri askıya alındı. Sınava hazırlanan gence yer yer tanınan,  sınav başarısı amaçlı bu pozitif ayrımcılık mutlaka psikolojik baskı oluşturacaktır. Öndeki hedefin büyütülmüş hali daha da büyüyecek ve giderek sınav kaygısına dönüşecektir. Sınavı kazanamama olasılığı öğrencinin motivasyon kaybına neden olacaktır. Üniversiteye Hazırlanan Çocukların kazanamama hakları olduğu gerçeğini aklına bile getirmeyen anne babaların öğrenci üzerinde baskı oluşmasına neden olacakları bilinmelidir.

Heycanla sınav kaygısını biribiriyle karıştırmamak lazım. Heycan gereklidir ve olumluya çevrilmesi kolaydır.  Sınav kaygısı ise  başarı önünde ciddi bir engeldir. Yüksek kaygı, sınavda panik oluşturmakta ve bireyi gerçek ve gerçek performansından uzaklaştırmaktadır. Böyle bir zeminde yapılacak sınav aslında psikolojilerin de sınavıdır.  Sınav öncesi ve sonrası atılan her uygun adım öğrenciyi üniversişte sınavında bir adım öne geçirirken uygun olmayan her adım da başarısızlığa biraz daha yakınlaştırır. Bir kere panik, kaygı ve korkunun egemen olduğu bir etkinlikte başarının hayal olduğunu bilmek gereklidir. . Gerginliğin etkisiyle, çok iyi bild,ikleri hakim oldukları konularla ilgili sorulara doğru yanıt vermeyen çok öğrenci vardır. Bu öğrencilerin sınav sonunda bu soruları rahatça çözebild,ikleri görülmüştür.

Üniversite sınavı uzun sürecek bir koşudur. Bu koşuda yarışın başlangıcına kadar zorlu bir süreci yaşamak gerekir. Koşu başladığında ise ne kadar  kaygı varsa, ne kadar güvensizlik varsa performanstan o kadar uzaklaşılır.  Kaygı ve tasa, güvensizlik ağırlıktır artık. Bu yükten kurtulmak zordur ama bu yüke girmemek çok daha kolaydır. Bu noktada her zaman dediğimiz gibi anne babalara büyük sorumluluk düşmektedir.  Anne babanın veya yakın çevrenin üniversite sınavını ölüm-kalım meselesi olarak görmesi ve bunu öğrenciye yansıtması,  motivasyonu artırmak yerine çok ağır bir yükün altında ezilmesi anlamı taşıyacak ve çocuğu bloke edecektir.

Ebeveynin, çocuğun özelliklerine, akademik kapasitesine ve yeteneklerine dikkat etmeden hedefler koyarak,  Tıp fakültesini kazan,  veya Hukuk fakültesinde okumalısın, başka bölümleri düşünme gibi gibi ifadeleri sık kullanması  öğrenci açısından yıkıcı olacaktır. Anne babanın çocuğu güvenmemesi ve sınavı kazanması için ona baskı yapması da başlı başına  bir yıkım nedenidir.  Otoriter  tavır, kaygıyı daha da artıracağı gibi ailesi ile olan ilişkilerine de zarar verecektir. Daha açık bir ifadeyle çocuk anne babasına soğuyacaktır.

Anne babalar, çocuklarına  sınavı bir ölüm-kalım sorunuymuş gibi lanse etmemelidir. Çocuğun bilişsel kapasitesi konusunda gerçekçi olunmalı ve beklenti düzeyi ona göre belirlenmelidir. Kıyaslama yoluna gidilmemelidir.

Her şeyden önce sınav bireysel, kişinin o alandaki durumuna göre uygulanan bir ölçüm aracıdır. Sınav başarısı ya da başarısızlığı çocuğun kişiliğiyle ilgili değildir. Çocuk bu noktada kesin bir dille desteklenmeli ve bunun sadece bir sınav olduğu, onun değeri üzerinde herhangi bir etkisinin olmayacağı aile tarafından vurgulanmalıdır.

Özetle sınava girecek kişilerin denetlenme, beğenilme, eleştir,ilme gibi onun ruh durumunu etkileyecek durumlar için akılcı davranmak gerekir. Çocuğa baskı oluşturacak şekilde “ben olsaydım”  gibi cümlelerin kurulmaması gereklidir. bunun yerine sınav başarısına katkısı yadsınmayan, “başaracağına inanıyorum ama sınavın kötü de geçebilir, buna hazırlıklı ol, bu çok normal bir durum” gibi ifadeler yerinde olacaktır.

 

Üniversite sınavına hazırlanmak demek dış çevreyle ilişkiyi kesmek demek değildir. Tam tersine sınav stresinin oluşmasını önlemek için dinlenme gezme, spor ve sinema – tiyatro gibi etkinliklerden planlı bir şekilde yararlanmalıdır. Hayatın devam ediyor olması gerçeğinden uzaklaşmayan daha doğrusu her şeyin sınava ve sonuçları demek olmadığı bilinciyle yaşayan öğrenci rahatlayacaktır.

Sınava haftala kala dikkat edilmesi gereken noktaları, sınav gerginliği, sınav kaygısı açısından irdelediğimiz yazının sonunda artık kolayca şunu demeliyiz:

Ne kadar az kaygı, o kadar başarı!
Ne kadar çok  anlayış o kadar karşılık!

 

Editör
BeyazOkul.com

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. Rüya diyor ki:

    Okul tercihleri için meslekleri araştırmaya başladım bile. bölümleri tanıtıyorsunuz ya çok iyi olmuş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir